Yozgat Ticaret ve Sanayi Odası

Yozgat
Ticaret ve Sanayi Odası

Untitled

 


Yozgat Ekonomik Yapısı
 

Yozgat İli Yatırım Konuları

1.

UYGUN YATIRIM KONULARI

1.1.

Potansiyeli Değerlendirmeye Yönelik Yatırımlar

1.1.1.

Tarım Sektöründe Yapılabilecek Yatırımlar

1.1.2.

Hayvancılık Sektöründe Yapılabilecek Yatırımlar

1.1.3.

Turizm Sektöründe Yapılabilecek Yatırımlar

1.1.4.

Orman Ürünleri Sanayinde Yapılabilecek Yatırımlar

1.2.

Talebi Karşılamaya Yönelik Yatırımlar

1.2.1.

Gıda Sanayinde Yapılabilecek Yatırımlar

1.2.2.

Tekstil Sektöründe Yapılabilecek Yatırımlar

1.2.3.

Plastik Sanayinde Yapılabilecek Yatırımlar

1.2.4.

Diğer Sektörlerde Yapılabilecek Yatırımlar

1. UYGUN YATIRIM KONULARI
21. yüzyıla girdiğimiz bu günlerde dünya hızlı değişim sürecini yaşamaktadır. Türkiye ise bir yandan sanayileşmesini tamamlamaya çalışmakta, diğer yanda da sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçiş sürecine hazırlanmaktadır. Bilgi toplumuna geçiş süreci ile birlikte süratli teknolojik değişmelerin yaşandığı günümüzde uluslar arası pazarlara esnek üretim modeli, yani yeniliğe hızla adapte olabilen üretim modeli hakim olmuştur. Bu değişim bütün dünyada küçük ve orta boy işletmelerin önemini yeniden ortaya çıkarmıştır.
Geleceğe yönelik olarak oluşturulacak ekonomik gelişme modellerinde oldukça büyük öneme sahip işletmeler olan KOBİ’ler, bugün çok büyük sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadır. Bu sorunlar, daha girişimcinin yeni bir yatırım yapma düşüncesiyle başlamakta ve yatırım konusu ile ilgili olarak, yatırımın arz talep ve rekabet ilişkileri içerisindeki yeri, buna bağlı olarak kullanılacak makina ve teknolojiler, tesisisin kapasitesi, personel, teknik bilgi, beceri ve finansal gereksinim gibi sorunlarla devam etmektedir.
Önemli konuları kapsayan kuruluş öncesi fizibilite çalışmaları Türkiye’de çok az işletmenin önemini kavradığı ve baş vurduğu bir yoldur. Girişimcinin kuruluş öncesi fizibilite araştırması yapmaması veya gereğince önem vermemesi, işletmeyi sonradan telafisi zor durumlar ile karşı karşıya bırakabilmektedir. Özellikle işletmenin büyüklüğü, faaliyet konusu, kapasitesi ve yer seçimi konusundaki hataların düzeltilmesi, ya mümkün olmamakta, yada çok ağır maliyetlere yol açmaktadır.
Girişimcilerin genelde yönetimde gerekli uzmanlık ve deneyim bakımından yetersiz oldukları veya işletme belirli büyüklüğe kavuşunca yetersiz duruma düştükleri yapılan araştırmalarda tespit edilmektedir. Her işi kendileri yapmaya çalışan girişimciler tarafından yönetilen firmalarda bu sorun daha da belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu sorun firmalarda yanlış yönetsel kararlara neden olmakta, bu durum ise firmaların istenilen gelişmeleri sağlayamaması, dolaysıyla büyüyememesine neden olmaktadır.
Yatırımcılar, çoğunlukla, satmayı veya pazarlamayı hedefledikleri ürün, ya da hizmetlerin üretim süreçlerini (üretimin iş akışı, makine, ekipman ve teknoloji seçimi, hammadde ve işletme girdileri tedariki) ayrıntılı olarak incelemeden üretime başlamanın yanında, piyasa ve talep yapısını da göz önünde bulundurmadan üretim ölçeğini ve teknik özellikleri belirlemektedir.

Global ticaretteki önemli gelişmeler, teknoloji ve pazardaki tüm gelişmelerle ilgili bilgilerin işletmeler tarafından anında değerlendirilmesini zorunlu kılmakta ve bu sebeple de “bilgi ” önemli bir üretim faktörü olarak karşımıza çıkmaktadır. İşletmelerin satmayı düşündükleri mal ve hizmete ilişkin teknolojik gelişmeleri ve pazardaki gelişmeleri yeterince değerlendirememesi, üretim açısından önemli sorunlara neden olmaktadır. Sorunlar başlıca atıl kapasite, uygun olmayan üretim, makina ve ekipmanların seçimi ve istenilen standartta mal ve hizmet üretilememesi olarak sıralandırılabilir.

Araştırma bulgularından elde edilen bir diğer önemli husus ise, yatırımcıların yapacakları mal ve hizmet üretimi konusunda piyasa, talep yapısı ve hedef kitleyi belirlemeden mal ve hizmet üretimine karar vermeleridir.

İşletme yetkilileriyle yapılan görüşmelerde alınan cevaplar incelendiğinde işletmelerce, hedef kitleye nasıl ulaşacağı, ürünlerin hangi fiyatlandırma ile satılacağı, tanıtım amacıyla hangi reklam araçlarının kullanılacağı hususlarında yeterli araştırma yapılmadığını ortaya çıkarmıştır. Bu durum, üretilecek mal veya hizmetin ne tür bir mal veya hizmet olacağı (tüketim malı, ara malı, sanayi hammaddesi vb.) konusunda isabetsiz kararlara neden olmakta, böylece girişimci kendi işletmesinin ve rakip işletmelerin hangi özelliklerinin zayıf olduğunu objektif olarak bilememekte ve bunun sonucu olarak da işletmeler etkin bir pazarlama sistemi kuramamaktadır.

Sonuç olarak, işletmelerin iş kurma sürecindeki aşamalar arasında büyük önem taşıyan ön araştırma ve yapılabilirlik çalışmalarına gereken önemin verilememesi, işletme kurulduktan sonra ortaya çıkan diğer sorunlarla birleşince, işletme ve ülke ekonomisi açısından telafisi güç ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Bu çalışma, tam anlamıyla olmasa bile girişimcilerin yatırım konuları, üretim, talep, ihracat ve ithalat bilgileri konusundaki bilgi eksiklerini telafi edici özelliği ile yukarıda sayılan olumsuzluklardan yatırım konusundaki bilgi eksikliğini gidereceğinden, Yozgat’ta yatırım yapacak girişimcilere yol gösterecektir.

Bu çalışmada; Yozgat için uygun yatırım konuları önerilirken, öncelikle ildeki tarım, hayvancılık ve doğal kaynak potansiyelini değerlendirmeye yönelik yatırımların neler olabileceği göz önünde alınmıştır. Gelişme aşamasının başında olan bir ilde tarım, maden ve orman varlığından meydana gelen doğal kaynak potansiyeli, öncelikle ve kolaylıkla değerlendirilebilecek kaynakları oluşturur. Tarımın ilin ekonomik yapısındaki ağırlığı dikkate alındığında doğal kaynak potansiyeline öncelik verilmesinin gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

Yatırım konuları önerilirken daha sonra göz önüne alınan kriterler ise; ildeki, çevre illerdeki sanayilerin ileri ve geri entegrasyonuna ve ihracata yönelik yatırımlar, il, çevre iller ve ülkelerin talebini karşılayacak ürünler ile talep, pazar ve pazara bağımlı olmayan maddelerin üretimine yönelik yatırımlardır.

Ön araştırma, yerinde yapılan inceleme ve ilgililerle yapılan görüşmeler sonucunda Yozgat'ta 36 yatırımın gerçekleştirilebileceği tespit edilmiştir. Bu yatırımlar ve gerekçeleri aşağıda verilmiştir.

9.1. POTANSİYELİ DEĞERLENDİRMEYE YÖNELİK YATIRIMLAR
Doğal kaynak potansiyelini meydana getiren tarım ve hayvancılık sektörüne dayalı olarak ilde yapılabilecek yatırımlar, yatırım grupları temelinde aşağıda verilmiştir.

9.1.1. Tarım Sektöründe Yapılabilecek Yatırımlar
Yozgat’ta toplam arazisinin % 60’ı işlenen tarım alanı olup, Türkiye genelinde % 35 olan değerinden büyük bir orana sahiptir. İlde mevcut 58.319 adet tarım işletmesinin çoğunluğu 20-200 dekar büyüklüğünde olan işletmelerden oluşmaktadır. Yozgat'ta tarım sektöründe verimlilik ve üretimi artırmak amacıyla 8 yatırım konusu önerilmiştir.
ü Organik tarım
ü Jeotermal seracılık
ü Kanola üretimi
ü Meyve ve sebze yetiştiriciliği
ü Baklagil yetiştiriciliği
ü Kültür mantarı yetiştiriciliği
ü Yem bitkileri üretimi
ü Mısır silajı
ü Organik tarım

Organik (eko-tarım) tarım, kimyasal girdi kullanmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimidir. Günümüzde tarımsal üretimde kullanılan kimyasal gübre ve ilaçların insan sağlığına olan zararları bilinen bir gerçektir. Organik tarımın amacı; toprak ve su kaynakları ile havayı kirletmeden, çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığını korumaktır.

Dünyada doğanın özüne dönüş yaşanmaktadır. Bugün bütün dünyada tarımsal ürünler için tüketim tercihleri ve alışkanlıkları ekolojik ürünlere doğru yönelmektedir. Çevre bilinci organik tarımın önemini artırmıştır. Ülkemizde de, dış pazarın talepleri doğrultusunda 1985 yılından bu yana giderek artan şekilde gelişme gösteren ve iç pazarda ise yeni yeni tanınan organik ürünlerin üretimi yayılım göstermektedir.

Yozgat’ta organik tarımın uygulanması için gerekli olan iklim ve toprak yapısı mevcuttur. Organik tarımda üretilecek ürünlerde özellikle katma değeri yüksek, dış pazarlarda şansı olan ürünlerin (tıbbi bitkiler, aromatik bitkiler vb.) üretimi teşvik edilmesi gerekir. Raf ömrü uzun ve pazar esnekliği olan kurutulmuş sebze-meyve, bakliyat, işlenmiş (dondurulmuş, konserve edilmiş meyve-sebze) ürünlerden oluşan ekolojik ürün yelpazesi ve ilin doğal yapısında yetişen birçok organik ürün, mevcut ürün çeşidi içinde dikkate alındığında, Yozgat’ı organik tarımsal ürün merkezine dönüştürebilir.

F Organik tarımın uygulama esasları
Ekolojik tarımın uygulanmasında başlıca 3 esas söz konusudur. Bunlar;
1-
Doğa ile uyumlu üretim
2- Kapalı sistem (Kendine yeterli tarım)
3- Ekim nöbeti

Bu esaslar altında ülkesel ve yöresel koşullar dikkate alınarak organik tarım faaliyetleri değişikler gösterebilir. Ancak genel olarak aşağıdaki faaliyetleri içerirler.

Bitkisel üretimde;
¨ Uygun yöntemlerle minimum toprak işleme
¨ Toprak verimliliğinin korunmasına ve artırılmasına yönelik çalışmalar
¨ Kimyasal gübre yerine organik gübre kullanımı
¨ Kaliteli, dayanıklı ve sağlıklı bitki çeşitlerinin seçimi
¨ Uygun ekim-dikim yöntemi
¨ Bitki korumada doğrudan kimyasal girdi kullanımı yerine ekolojik yöntem ve girdi kullanımı
¨ Hasat, depolama, işleme ve paketleme faaliyetlerinin ekolojik yöntemler içinde yürütülmesi

Bütün koşullarla birlikte değerlendirildiğinde, organik tarım belirli bir kültürel ortamdaki sosyal, ekonomik ve ekolojik faktörlerin dengeli gelişmesini sağlayacağı görülmektedir. Kültürel yapı içinde bütün faktörlerin birleştiği sistem-felsefe organik tarımdır.
Önerilen yatırım konusunda, 31.000 m2’lik serada organik tarım ürünleri üretimi için, 18 kişi istihdam edilmek üzere, yaklaşık 2.800.000 YTL’lik bir yatırım maliyeti gerektirecektir.

ü Jeotermal seracılık
Seralar, iklime bağlı kalınmadan, bütün yıl boyunca ekonomik olarak bitkisel üretim (sebze, meyve, çiçek) yapılabilen cam, plastik vb. ışık geçirebilen malzeme ile örtülerek değişik biçimlerde inşa edilen, yüksek sistemli ve bütün iklim elemanlarının denetimine olanak sağlayabilen örtü altı yetiştiriciliği tesisleridir.

Tarım sektöründe gelir seviyesini artırmanın bir yolu, düşük katma değerli ürünler yerine, yüksek katma değer oluşturan ürünlerin üretimine geçmektir. Seracılık bu konuda en uygun seçeneklerden biridir. Özellikle Sorgun bölgesinde var olan sıcak su kaynaklarının seracılıkta kullanılması durumunda 12 ay boyunca ürün yetiştirmek mümkün olacaktır.

Seracılık yatırımları, ilk yatırım maliyeti dışında, herhangi bir ilave harcamaya gerek kalmaksızın değişik ürünleri üretme imkanlarıyla oldukça esneklik sağlayan ve büyük arazi kullanımına gerek olmayan yatırımlardan biridir.

Yozgat ili için önerilen seracılık modeli; üretimde kalite ve standardizasyonu sağlayabilmek için bütün iklim ve besin elemanları kontrol altında tutulan, ısıtmanın jeotermal kaynaklardan sağlandığı topraksız seracılık modelidir. Sera işletmeciliğinin kısıtlayıcı en önemli etmen, bitkinin gelişimine en uygun sıcaklığı sağlamak için katlanılan maliyettir. Yozgat’ta seraların mevcut termal kaynaklardan yararlanılarak ısıtılması önemli maliyet avantajı sağlayacaktır. Bu açıdan seralarda üretilmesi uygun olan sebzelere ilişkin ayrıntılı pazar araştırması yapılmalıdır.

Seracılığa yönelik bir yatırım düşünüldüğünde; yay çıta destekli plastik malzeme ile gerçekleştirilmesi durumunda, 1.100 m2 büyüklüğündeki bir sera için 8.500 $’lık bir sabit yatırım ve metal iskelet destekli cam malzeme ile gerçekleştirilmesi durumunda, 850 m2 büyüklüğündeki bir sera için 18.500 $’lık bir yatırım gerekecektir. Bu değerler örnek olup, sera büyüklüğü ve türüne göre sabit yatırım tutarı değişebilir.

ü Kanola üretimi
Ülkemizde yeterli yağlı tohum üretimi yapılamadığı için yağ sanayi kurulu kapasitesinin ancak % 30-50’ler seviyesinde çalışmakta ve hammadde yetersizliği nedeniyle yurt dışından yağlı tohum ve ham bitkisel yağ ithal edilmektedir.

Yozgat’ta üretim potansiyeli yüksek, kışa ve kuraklığa mukavemeti iyi ve en erkenci kültür bitkileri arasında kanola olarak bilinen kolza gelmektedir. İlde kanola üretiminin teşvik edilmesi ile ülkenin yağlı tohum ithalat gereksiniminin azaltılmasına katkıda bulunulabilecektir.

Dünyada yaygın olarak üretilen kanolanın, popülaritesi son yıllarda Türkiye’de de hızla artmaktadır. Kanola, dünya yağ üretiminde 34 milyon tonla % 15’lik paya sahiptir. AB ülkelerinde 1999-2000 döneminde üretilen 13,4 milyon ton yağlı tohumun % 67’sini kanola oluşturmaktadır.

Dünyada dekar başına ortalama verim 270 kg iken, ülkemizde 550 hektarlık bir alana ekilen kanolada verim 275 kilogramdır. Türkiye’de kanola üretimi giderek artmasına rağmen dünya üretim değerlerinin halen çok gerisinde kalmaktadır.

Yıllar itibariyle Türkiye’de kanola üretimi Çizelge 1 ve Şekil 1’de verilmiştir. Çizelge 1’de görüldüğü gibi, 1997’de sadece 10 ton olan ülkemizdeki üretim değerleri, 1998 yılında Trakya’da yapılan ekimlerle 300 tona çıkmış bulunmaktadır. 2000 yılında 450 ton olarak gerçekleşmiş ve 2002 yılında 1.500 tona ulaşmıştır.

Çizelge 1. Yıllar İtibariyle Türkiye Kanola Üretimi

 

1997

1998

1999

2000

2001

2002

Üretim (ton /yıl)

10

300

330

450

650

1.500

F Nerelerde ekilebilir

Kanola Türk çiftçisi için yabancı sayılacak bir bitki değildir. Yakın zamana kadar ekimi yapılan ve bilinen bir ürün olan kolza bitkisinin ekimi, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın 1977 yılında yaptığı çalışmalarda insan sağlığına zararlı olan erüsikasit ve glikonazat bulunduğu belirlenerek yasaklanmıştır.

Gelişmiş ülkelerde yapılan çalışmalarla bu iki zararlı unsurun bitkiden çıkarılmasıyla ulaşılan yeni türüne, kolzayla karıştırılmaması için kanola adı verilmiştir. Daha sonra Sağlık Bakanlığı’nın 15 Nisan 1987 tarihli raporuyla yasak kaldırılarak sıfır erüsik asitli kolzanın adı kanola olarak belirlenmiştir.

Trakya’da yıllardır ekilen ve 2001 yılında Samsun’da üretimine başlanan kanolanın, Diyarbakır’da da ekimi yapılmıştır. Uzmanlar, kanolanın bütün Türkiye’de yetiştirilebilecek bir ürün olduğunu ve önemli olan bölgeye uyumlu bir türün belirlenmesi olduğunu belirtmektedirler.

Ayçiçeğine göre avantajlı bir bitki olan kanolanın, birim alanda ayçiçeğine oranla % 30 daha fazla verim sağlanmaktadır. Dünyada ayçiçeği ile kanola fiyatı pek fazla farklılık göstermediği için, ayçiçeğine göre % 30 civarında daha fazla gelir sağlanabilmektedir.

Ayçiçeğine oranla bir ay erken olgunlaşan kanola, ikinci bir ürün olarak mısır, ayçiçeği, ya da soya ekimine olanak vererek çiftçi için ikinci bir ek kazanç kapısı da açabilmektedir. Bu öneri ile kanola üretiminin ayçiçeğinin önüne geçilmesi ve ayçiçeği üretiminin azaltılması hedeflenmeyip, kanolanın daha verimli olduğunun altı çizilmektedir. Ayrıca, kanola için bir fabrikada çok önemli değişikliklerin yapılmasına da gerek olmadığı gibi, ülkemizde atıl kapasiteyle çalışan yağ sanayine de katkıda bulunulacaktır.
 

F Ekim için neler yapılmalı
Kanola ekmek isteyen çiftçiye Karadeniz Bölgesi’nde, Karadeniz Birlik Kooperatifi bu konuda yardımcı olmaktadır. Bu kuruluş ekim için gerekli olan tohum, ilaç ve gübreyi temin ederek, ücretini de hasattan sonra elde edilen gelirden almakta, böylece gerekli olan finansmanda sağlanmış olunmaktadır.
Yapılan hesaplamalarda, dekar başına 2001 yılı ortalama maliyeti 28 milyon TL olarak tespit edilmiştir. Ekilen ürünün hasadıyla elde edilen gelir ise yaklaşık 120 milyon TL civarında olup dekar başına 80-90 milyon TL net gelir elde edilmektedir.
Bu konuda dikkat edilecek husus, dönem sonunda elde edilen ekinden tohumluk ayırmak biraz riskli olmaktadır. Bu şekilde kanola yabani formlarla eşleşerek, arındırılan erüsikasit ile glikozanat tekrar görülmeye başlanmaktadır. Bu yüzden ürün için her yıl tohumun yenilenmesi gerekmektedir. Karadeniz Bölgesi’nde üretilen kanolanın tamamını Karadeniz Birlik satın almakta, ayrıca kilo başına 8 sent destekleme primi de verilmektedir.


F Kullanım alanı
Kanolanın kullanım alanı oldukça geniştir. Öncelikle yağ sanayinde kullanılan kanolanın küspesi, yem sanayinde kullanılabilen önemli bir ürün olarak tekrar hammadde konumuna yükselmektedir.
Yakıt olarak da kullanılabilen bu ürün, arıcılar için de polen deposu olarak kabul edilmektedir. Kanola yağı gıda endüstrisinin yanı sıra parlatıcı ve yağlayıcı olarak da sabun imalatında kullanılmaktadır.
Sıfır erüsikasitli kolza, yeni kanoladan üretilen biodizel, araçlarda yakıt olarak da kullanılmaktadır. Kanola motorine oranla % 25 daha tasarruflu ve rafine edilmesi daha ucuz olup, 3 ton kanoladan 1,2 ton dizel araç yakıtı elde edilebilmektedir.
Bunun dışında kanola 21 günde % 99 gibi bir oranda parçalanarak doğaya dönebilmektedir. Bir litre petrolün 1 milyon litre suyu kirletebildiği düşünülürse, kanolanın ne kadar çevreci olduğu daha rahat görülebilmektedir.


ü Meyve ve sebze yetiştiriciliği
Tarım arazisinin önemli bir bölümü tarla ve endüstriyel bitkilerin üretimine ayrılmış olan ilde, meyve ve sebze yetiştiriciliği çok büyük araziler gerektirmediğinden, tarımda kullanılmayan küçük arazilerin değerlendirmesine de imkan verecektir.
Coğrafi faktörler ile birlikte uygun toprak yapısı da dikkate alındığında, sebze yetiştiriciliği, kısa süre içerisinde gelir getirici ve katma değer sağlayıcı özellikleri nedeniyle, bu alanda yapılacak yatırımların ideal olduğu düşünülmektedir. Ayrıca sebzecilik, seracılığa nazaran daha az sermaye isteyen bir yatırım türüdür.
İlde meyve ve sebze alanlarının genişletilme imkanı bulunmaktadır. Eski bahçelerin yenilenmesiyle ilgili çalışmaların yanında, meyve ve sebze yetiştirilebilecek arazilerin tespiti ve bununla ilgili projelerin hazırlanması gerekir. Zira bu iki sektörde iş yoğunluğu tarla tarımına göre daha fazla olduğu için yeni istihdam imkanları ve iş imkanları da doğacaktır.
Meyvecilik yatırımları ile ilde ekonomik olarak bir değeri olmayan, bugüne kadar kısmen dağınık ve az miktarda yetiştiriciliği yapılan meyvecilik örnek meyve bahçeleri tesis ederek yaygınlaştırılarak geliştirilecek ve alternatif bir geçim kaynağı oluşturulacaktır. Üretim konusunun amacı, ilin meyve üretimini arttırarak çiftçilerin kendi illerindeki pazar olanaklarından sağladıkları faydayı maksimize etmektir.
İhracat, iç pazar ve gıda sanayi hammaddesi potansiyeli, iklim-toprak-su imkanları ve çiftçinin eğilimi göz önüne alındığında, ilde üretilen sebze ve meyve ürünleri üretimi önemli olmaktadır. İlde meyve üretimi, ilin su imkanlarının geliştirilmesi, yetiştiricilik bilgilerinin kazanılması, teknolojinin kullanılması, kredi imkanlarının artırılması, gerekli teşvik ve desteğin sağlanması, fidan ve damızlık materyal teminindeki yetersizlik ve güçlüklerin aşılması, depolama-muhafaza imkanlarının geliştirilmesi, pazarlama ve ihracat önündeki problemlerin aşılmasıyla hızla genişleyerek artacaktır.

ü Baklagil yetiştiriciliği
Yemeklik tane baklagillerin insan beslenmesindeki önemi tartışılmaz bir gerçektir. Ayrıca bu bitkilerin havanın serbest azotunu fiske edebilme özellikleri, çevrecilik ve sürdürülebilir tarımın popülaritesinin artığı günümüzde önemini daha da artırmaktadır.
Bunun yanında araştırmalar göstermiştir ki; nohut ve mercimek buğdaygillerle münavebeye girebilecek en karlı bitkiler olarak bulunmuş bilinmektedir. Ülkemizde ticari olarak üretimi yapılan yemeklik tane baklagillerin başında mercimek, nohut, kuru fasulye ve bakla gelmektedir.
Değişik tarla ürünleri farklı yetiştirme tekniklerine ihtiyaç duyarlar. Tarla ürünlerinin yetiştiriciliğinde toprağın işlenmesi yetiştirme tekniği öğelerinin en önemlilerinden biri olduğu bilinmektedir. Ürünlerin yetiştirilmesinden önce veya yetiştirilmesi sırasında toprak değişik amaçlar için işlenmektedir.
Toprak işlemesinin en yoğun yapıldığı yerlerden biri de yarı kurak tarım alanlarıdır. Toprağın değişik zamanlarda, değişik işleme aletleriyle, değişik derinliklerde işlenmesi gerektiği yapılan araştırmalarla tespit edilmiştir. Bu işlemlerin amacı genel olarak; iyi bir tohum yatağı hazırlamak, yabancı otlarla etkin mücadele yapmak, toprağın fiziksel yapısını düzelterek, su tutma ve muhafazasını artırmak, uygulanan tarım tekniklerinin etkisiyle ortaya çıkabilecek verim farklılıklarını belirlemektir.
Üretim konusunun amacı, Yozgat ili ve ilçelerinin sulama imkanı olan bölgelerinde çiftçilere alışılagelmiş hububat yetiştiriciliği ve hayvancılık dışında karlı alternatifler sunarak kar marjını arttırmak, hububat ekim alanlarında üretim deseninin içerisine baklagilleri alarak toprağın azotunu arttırmak ve baklagillerden sonra ekilecek hububatın verimini arttırmak suretiyle kimyevi gübre tüketimini düşürmektir.

ü Yem bitkileri üretimi
Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların beslenmesinde kaba yem olarak yonca, korunga, fiğ vb. gibi kaliteli yem bitkilerinin önemi tartışılmaz. Özellikle yüksek verimli kültür ırklarının kaba yem ihtiyacı mutlaka bu tür yem bitkileri ile karşılanmalıdır. Ancak yurdumuzda bu konuya yeterince önem verilmemesi nedeniyle büyük kayıplar olmakta, hayvanlar hiçbir zaman genetik kapasitesi ölçüsünde verime ulaşamamaktadırlar. Çünkü yukarıda belirtilen yem bitkilerinin üretimi ve kullanımı bilinmemekte, önem verilmemekte veya üretim imkanı bulunmamaktadır.
Yem bitkileri üretimi, gerek beslenme değerlerinin yüksek olması, gerekse maliyetlerinin suni yem ve samana göre avantajlı olması nedeniyle önem kazanmaktadır. Mevcut hayvan potansiyeli ve hayvancılık yatırımlarına paralel olarak, gelecekte yem bitkilerine olan talep sürekli olarak artacaktır. İlde yem bitkileri ekiliş oranı, tarla bitkileri içerisinde % 3,15’lik küçük bir kısmı kaplamaktadır. Hayvancılığı gelişmiş ülkelerde bu oran % 10’un üzerinde çoğunlukla da % 25’ler seviyesinde olmaktadır.
Yozgat’ta hayvancılığının geliştirilmesi için yem bitkileri tarımına ve çayır-mera kültürüne gereken önemin verilmesi zorunludur. Uygun iklim ve toprak yapısına sahip olmasına rağmen yem bitkileri yetiştiriciliği yeterli düzeyde değildir. İlde değişik sebeplerle çayır-mera alanları yıpranmış, ot verimleri sınır düzeye gerilemiştir. Kaliteli kaba yem ihtiyacı için en önemli yol yem bitkileri üretiminin artırılmasıdır. Yem bitkileri üretimi, kapalı alan (ahır) besiciliğini desteklenmesi amacıyla gereklidir.

ü Kültür mantarı yetiştiriciliği
Bütün dünyada ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde görülen protein açığının kapatılmasına katkıda bulunacak konulardan birisi de kültür mantarcılığıdır. Aslında mantar çok eski yıllardan beri halk arasında bilinen ve doğadan toplanarak tüketilen bir bitkidir. Doğada çevre şartlarına ve mevsimlere bağlı bir biçimde kendiliğinden yetişen mantarlar yüz bini aşan türü ile büyük bir grubu oluşturmaktadırlar.
Ülkemizin çok sıcak olan güney kısımları hariç, hemen hemen her yerinde doğal olarak yetişen mantarlardan istifade edilmektedir. İç tüketimimizin yanında her yıl 1-10 ton arasında kurutulmuş bazı doğal mantarlar ihraç edilmektedir.
Bir kültür bitkisi olarak mantarın üretilmesi ise, ilk defa 16. yüzyılda Fransa'da gerçekleştirilmiştir. Yetiştiriciliği önceleri taş ocakları, mağara, depo, ahır, kiler, bodrum gibi serin ve nemli yerlerde yapılmıştır. Son yıllarda önemli bir besin kaynağı ve ekonomik olarak karlı bir iş kolu olması nedeniyle kültür mantarı üretimi tüm dünyada şartları tamamen kontrol edilebilen modern yetiştirme yerlerinde üretilerek artık endüstri halini almıştır.
Bugün dünya kültür mantarı üretimi yaklaşık 1,2 milyon tondur ve bu rakam her yıl % 10 oranında artmaktadır. Günümüzde, yaklaşık 2.000 yenilebilir mantar çeşidi içinde 25 tanesi besin olarak kabul edilmiştir ve bunlardan 8-10 tanesinin ticari olarak üretimi yapılmaktadır. Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de ticari olarak kültürü yapılan en önemli tür beyaz kültür mantarı Agaricus bisporus'tur ve bu tür mantar üretimi dünya mantar üretiminin % 70'inden fazlasını oluşturmaktadır.
Kültür mantarcılığı son yıllarda ülkemizde de hızlı bir gelişme göstermiş 1982'de 750 ton olan üretimimiz günümüzde yaklaşık 1.400-1.500 tona yükselmiştir. Ülkemizin kültür mantarı üretimi için gerekli hammadde potansiyeli oldukça yüksektir. Çevre kirlenmesine yol açan birçok endüstriyel ve tarımsal atıkların mantar yetiştirme ortamı olarak kullanılması ve bunların elde edilmesindeki kolaylık üretimi cazip hale getirmektedir.
Kültür mantarı yılın her gününde hasat edilen bir ürün olması bakımından da ülkemizde hızla gelişen sanayine ve bu sanayinin kampanya boşluklarının doldurulmasına destek olabilir. Kültür ortamı üretim faaliyetlerinden sonra kıymetli bir organik gübre olarak tarla bitkileri ve sebzecilikte değerlendirilebilmektedir.

ü Mısır silajı
Çok yönlü kulanım alanına sahip mısırın son yıllarda yeşil yem olarak ve silajlık olarak üretimi sebebiyle ekim alanı artmıştır. Birim alan veriminin yüksekliği, silaj yapımına uygunluğu ve elde edilen silajın besleme değerinin yüksekliği gibi nedenlerle tercih edilen türler arasındadır. Bu nedenlerle birlikte, ildeki silajlık ve tane mısır üretiminin de yüksek olması göz önüne alınarak, yapılacak mısır silajı hayvancılığın gelişmesine de önemli bir katkı sağlayacaktır.
Ülkemizde kıyı ve geçit iklime sahip yörelerde tahıl (buğday, arpa) hasadından sonra mısır, silo yemi amacıyla ikinci ürün olarak yetiştirilmektedir. Bunun yanında ikinci ürün tarımına uygun olmayan Doğu Anadolu Bölgesinde erkenci mısır çeşitleri kullanılarak silaj yapılması mümkündür. Bununla birlikte ülkemizde ticari olarak üretimine izin verilen ve daha çok tane mısır verimine uygun olan çok sayıda mısır çeşidi silaj üretimi için kullanılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken diğer önemli konu, silaj üretimi amacıyla yetiştirilecek mısırın vejetasyon süresidir. Ekilen çeşidin hasat zamanında koçan bağlamış olması verim ve kalite bakımından çok önemlidir.
Çünkü yapılan bir çok çalışmada mısırda yeşil aksam veriminin % 50’si ve besleme değerinin % 70’i koçanlardan elde edilmektedir. Özellikle ikinci ürün tarımının yapıldığı geçit bölgelerinde vejetasyon süresi kıyı bölgelerine göre daha sınırlı olduğu için hasat zamanında yanlış çeşidin ekimi nedeni ile bir çoğu koçan bağlamadan silaj yapımı için biçilmektedir.
Koçanın içermiş olduğu karbonhidrat miktarı fermantasyonun istenilen düzeyde olmasını sağlamaktadır. Aksi durumda kalitesi düşük silo yemi elde edilmekte ve silo yeminden beklenen fayda sağlanmaktadır. Bu nedenle bölge düzeyinde önerilecek çeşitlerin en az 2 yıl boyunca denemeleri yapılarak silajlık özellikleri belirlenmelidir.

Silajlık mısır üretiminde dikkat edilmesi gereken önemli nokta, üretim yapılacak bölgenin I. veya II. ürün tarımı olanaklarına göre çeşit seçiminin yapılması gerekir. Silajlık olarak ekimi yapılacak mısır çeşitlerinin özellikleri;

 

§ Uzun boylu olmalı,

§ Yaprak sayısı ve yaprak oranı fazla olmalı,

§ Bitkide tane bağlayan koçan ağırlığı yüksek olmalı,

§ Silaj kalitesine olumsuz etkisi nedeni ile sap çapının fazla kalın olmaması,

§ II. ürün olarak ekilen bölgelerde erkenci özellikte olması istenir.

 

Mısırın silolanmasında katkı maddesine gerek duyulmaz. Fermente özelliği nedeniyle proteince zengin ve tek başına silolanmayan bitkilerin silajının yapımında katkı maddesi olarak kullanılır. Özellikle baklagil ve yem bitkileri ile yapılan silajda % 25-50 oranında mısır karışıma dahil olabilir.
Mısır depolanacağı yere yayılmadan önce parçalanması gerekir. Parçalanma ne kadar fazla olursa silolamada başarı o denli yüksek olur. Karışım olarak düşünüldüğünde kesinlikle birlikte parçalama yoluna gidilmelidir. Süt olum devresinde yapılan biçimlerde protein oranı ve kuru maddenin sindirilebilirliği yüksek düzeydedir.
Ancak son yıllarda yapılan araştırmalarda hamur olum döneminde yapılan biçimlerde protein oranının düşmesine karşılık verim, kuru maddenin sindirilebilirliği ve hayvanlar tarafından tüketimin arttığı görülmüştür. Mısırda, en uygun biçim zamanı nem oranı % 65-70’e düştüğü dönemdir. Bu nem oranı, bitki maksimum kuru tane ağırlığına ulaşmasından 2-3 hafta öncesinde elde edilmektedir. Bütün bitkide nem % 65 olduğunda koçan nemi % 48, tane nemi de % 44 dolayındadır. Tanenin verime katkısı % 35-40 düzeyindedir.

Mısır erken biçilirse siloda sızıntı kayıpları yükselir, fermantasyon düzenli sürmez. Çok geç biçildiğinde de tam sıkışma sağlanamayacağı için siloda bol oksijen kalır. Oksijenli (Aerob) fermantasyon uzun süre devam eder. Mısır silajının kalitesini çeşit, hasat zamanı, koçan oranı, parça boyutu, silonun şekli, doldurma süresi, sıkıştırma derecesi gibi özellikler belirlemektedir. Bunların birinde meydana gelebilecek olumsuzluk ürünün kalitesini düşürecektir.

Silajın besin değeri karışımdaki türlere, orana, kuru madde ve besin maddeleri içeriğine göre az veya çok farklılık göstermektedir. Baklagil ilavesi dışında mısır silajının protein içeriği üre vb. bileşiklerin ilavesi ile (% 0,5) problem olmamaktadır. Atılacak miktarın iyi ayarlanması gerekir. Fazla olması durumunda hayvanlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmektedir. Mısırda organik madde sindirim derecesi % 66-72 ve ham proteinin % 54-68 arasında değişim gösterir.

Vejetasyon dönemine bağlı olarak organik madde içeriği artar. Kuru madde içindeki azotsuz öz madde miktarı yükselirken ham kül, ham protein ve ham selüloz miktarı düşer. Besin maddeleri oldukça yüksektir. Azot içeriğinin artırmak için vejetasyon dönemi içinde azotlu gübre miktarını artırmakla mümkün değildir. Fazla gübrelemede bitkideki nitrat birikimi de yükselir. Bu durumda silajın olgunlaşması döneminde bazı bakterilerin asimilasyonu ve denitrifikasyonu aracılığı ile silajın nitrat içeriği düşer. Bazı durumda yemde yine bir miktar nitrat ve nitrit kalabilir.

Besin maddelerinde kaybı önlemek için sıkıştırma ve izolasyonun çok dikkatli yapılması gerekir. Olgunlaştıktan sonra silajın bozulmasını önlemek için alındığı bölümün dar olması istenir.

Silaj makinaları
Silaj yapımında kullanılan en önemli ekipman silaj makinesidir. Kaliteli silaj elde etmek için amaca uygun makine seçilmelidir. Silaj makinaları kullanıldıkları bitki tür ve amaca göre farklılık gösterir. Gelişmiş bitki yapısına sahip mısır, sorgum ve ayçiçeği gibi bitkilerde sıraya biçen silaj makinaları kullanılır. Bunlar bir, iki veya üç sıra biçecek şekilde tipte olabilir. Ülkemizde yaygın olarak üretilen bir sıralı mısır silaj makinalarıdır. Bir sıralı makinalarla ortalama 1,5 dekar/saat alan hasat edilebilmektedir.

9.1.2. Hayvancılık Sektöründe Yapılabilecek Yatırımlar
Yozgat’ta hayvancılık sektöründe yapılabilecek 6 yatırım konusu belirlenmiştir.

ü Organik tarıma dayalı hayvancılık
ü Su ürünleri üretimi
ü Arıcılık
ü Damızlık et ve süt sığırcılığı
ü Et ve yumurta tavukçuluğu
ü Ankara tavşanı yetiştiriciliği
ü Organik tarıma dayalı hayvancılık

Organik hayvancılık, yüksek kaliteli, sağlıklı ve risksiz ürünler talep eden tüketici kitlesine yönelik, çevre dostu üretim teknikleriyle kontrollü ve sertifikalı olarak gerçekleştirilen bir üretim faaliyeti olarak tanımlanmaktadır.

Hayvansal üretimlerde kullanılan uygun olmayan besin öğesi olarak en tipik örneğini, son yıllarda AB ülkelerinin bir kısmında sığır besisinde kullanılan kesif yemlere Scropie hastalığından ölen koyunların kadavra unlarının karışması sonucu, ortaya çıkan ve büyükbaş hayvanlarda deli inek hastalığı (BSE) ile henüz kesinlikle kanıtlanmamış olmakla birlikte, insanlarda bu hasta hayvan etlerinin tüketiminden oluştuğu ifade edilen CJ (Creutzfeldt Jacop) hastalığı teşkil etmektedir. Yine hayvan besleme veya sağlığında kullanılan bir kısım ilaçlar, tüketici olan insanların sağlığını olumsuz etkilemektedir.
Ekolojik ürünler çevre ve insan sağlığı için en güvenilir ürün olarak tanımlanmalarına rağmen geleneksel metotlarla yetiştirilmiş ürünlere oranla daha pahalı oldukları için bu gün belirli kitlelere hitap etmelerine karşın zaman içinde tüketicilerin bu konuda bilinçlenmeleri ve ekonomik güçlerinin artması halinde daha fazla talep göreceklerdir.

Hayvansal üretimde;
¨
Sağlıklı hayvan yetiştiriciliği
¨ Uygun barınak koşulları
¨ Organik yemlerin kullanımı
¨ Damızlık ve ırk seçiminde ekolojik uygunluk önemlidir.

Bunun için de organik hayvancılık ürünleri üretiminde ancak ekolojik bitkisel üretim sonrası ekolojik hayvansal üretim mümkün olabilmektedir. Zira hayvan beslemesinde kullanılacak besin maddelerinin ekolojik metotlara göre üretilmiş olma zorunluluğu vardır.
Gerek ülke şartlarına çok iyi adapte olmuş yerli sığır ırklarının varlığı, gerekse ekolojik şartlar, toprak ve mera yapısı itibariyle Türkiye ekolojik hayvancılık üretimleri için çok uygun bir ülke konumundadır.
Ekolojik tarımda eğitim, araştırma ve desteklemeye yönelik kısa, orta ve uzun vadeli politikalar geliştirerek, çok iyi iç ve dış pazar araştırmalarıyla taleplerin belirlenmesi, üreticilerin etkin eğitimi, örgütlenmesi, pazarda ekolojik ürün tanımlamaları, yönetmelik şartlarının sağlanması ve denetimi, ürün akreditasyonu, teşvik politikalarının oluşturulması vb. gibi hususların gerçekleşmesi durumunda ilde gelir düzeyi düşük çiftçiler için organik hayvancılık önemli bir gelişme aracı olabileceği gibi, hayvancılık üretimleri konusunda da önemli bir konuma gelebilecektir.

ü Su ürünleri üretimi
Su ürünleri, ülkemizin coğrafi konumu nedeniyle ekonomimize sürekli girdi sağlaması mümkün olan ve giderek artan nüfusun dengeli beslenmesinde protein ihtiyacının karşılanması için daha fazla tüketilmesi gereken doğal kaynaklardır. Bu kaynakların sürdürülebilirliği; korunması, geliştirilmesi ile sosyal ve ekonomik amaçlar doğrultusunda kullanılmasıyla gerçekleştirilmektedir.
Yozgat il merkezi ve ilçelerinde yer ve su sıkıntısı olmadığından iç sularda tatlı su ürünleri üretim çiftlikleri için potansiyel mevcuttur. Su ürünleri yetiştiriciliği açısından göller ve akarsular önemli bir potansiyeldir. İlde bulunan Sakarya Nehri ve onun en büyük kolu olan Porsuk Çayı tatlı su ürünleri bakımından önemli bir su kaynağıdır. Yatırımın amacı; bölgedeki iç sularda tatlı su balık üretimini yaygınlaştırmak ve ortak pazarlama girişimleriyle bu ürünlere pazar sağlamaktır.
Mevcut tesislerin iyileştirilmesi, yeni tesisler kurularak tatlı su balığı (aynalı sazan, alabalık, sazan, gümüş, kızılkanat, kerevit, kayın, mersin vb.) yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması, ilin tarımsal gelirlerinde çeşitlilik yaratacaktır. Yatırım ile bir yandan taze balık ihtiyacı sürekli karşılanırken, diğer yandan ölçeğin büyütülmesi ile yem sanayine girdi temini de gerçekleştirilebilecektir.
Pazarın geliştirilmesi için üreticilerin örgütlenmesi ve kooperatiflerin teşvik edilmesi önemlidir. Yer seçimi, havuzların tasarımı, kuluçka kurulması, balık yemi temini vb. konularda teşvik ve desteklerin sağlanması gerekmektedir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı olan İç Su Balıkçılığı birimi ile yakın işbirliği içinde olunmalıdır . Yıllar itibariyle Türkiye’de su ürünlerindeki gelişmeler Çizelge 2’de verilmiştir.

Çizelge 2. Yıllar İtibariyle Su Ürünlerindeki Gelişmeler

 

Gerçekleşme

Gerçekleşme(*)

Tahmin

Yıllık artış

(%)

2002

2003

2004

M: Miktar (Bin Ton ) D:Değer (Milyar TL) 1998 yılı fiyatlarıyla

2003

2004

M(1)

D(2)

M(3)

D(4)

M(5)

D(6)

(4/2)

(6/4)

Üretim

628

350.816

653

369.646

674

388.288

5,4

5,0

İhracat

16

15.083

21

20.552

23

22.961

36,3

11,7

İthalat

1

417

7

1.168

8

1.285

180

10,0

(*) Üretim rakamı gerçekleşme tahminidir.

Çizelgeden görüldüğü gibi, yıllar itibariyle su ürünleri üretim, ihracat ve ithalat değerleri artış göstermektedir. Su ürünleri ihracatını artırıcı tedbirler alınarak, taze balığın ihracatı yanı sıra işlenerek katma değer kazanmış su ürünleri ihracatı geliştirilip, kalite ve marka öne çıkarılarak dış pazarlarda etkinlik artırıldığında su ürünleri üretimi daha da önem kazanacaktır.
Yozgat’taki su kaynakları bu amaçla değerlendirildiğinde, söz konusu tesislerde üretilecek ürünlerin bir kısmı iç pazarlara verilebilecek, ayrıca talep fazlasını ihraç etme imkânı da bulunabilecektir.
Su ürünleri üretimi konusunda 150 ton/yıl kapasiteli bir alabalık üretim tesisi düşünüldüğünde, 10 kişi istihdam edilebilecek ve 150.000 $’lık bir yatırım gerekecektir.

ü Arıcılık
Yozgat ili arıcılıkta ve bal üretiminde, Türkiye’deki üretimin oldukça az bir kısmını gerçekleştirmektedir. Bal üretiminin çok düşük olmasını coğrafi yerleşim, iklim şartları, arazi yapısı, hastalıklar, arıcıların bilgi seviyesi gibi çok çeşitli faktörler etkilemektedir. Karasal iklimin hakim olduğu kesimlerde arıcılık yok denecek kadar azdır. İlde arıcılık, özellikle dağlık ve ormanlık alanların bulunduğu kesimlerde yapılmaktadır.
Arılarda görülen varroatozis, yavru çürüklükleri gibi hastalıklar da arıcılığa önemli ölçülerde zarar vermekte, arıcıları bu işten vazgeçmeye kadar götürmektedir. Hastalıklarla zamanında ve gerektiği şekilde mücadele edilmediği zaman kovanlar sönmektedir. Arıcıların, arıcılık hakkında yeterli bilgiye sahip olmamaları, eski usullerle arıcılık yapmaları da verim düşürücü bir faktördür. Yozgat ilinde bulunan kovanların büyük bir kısmını modern kovanlar oluşturmaktadır. Ancak arı yetiştiricilerinin bunların bakımı konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıkları dikkati çekmektedir.
Yeterince değerlendirilemeyen arıcılık potansiyelinin daha iyi değerlendirilmesi için; kaliteli arı üretimine ve damızlık seçimine önem verilmesi, kovan başına bal veriminin artırılması, arıcılık ürünlerinin iyi bir pazar organizasyonuna kavuşturulması ve üreticilerin eğitilmeleri ve örgütlenmeleri sağlanmalıdır.
Arıcılık konusunda, tarım alanlarında zararlılara karşı yapılan zirai mücadele neticesinde arıların zarar görebileceklerinin de göz ardı edilmemesi gereklidir. Arıcılık yatırımına yönelik bir yatırım düşünüldüğünde, 2 kişinin istihdam edilebileceği 60 kovanlık bir yatırım için 9.000 $’lık bir yatırım gerekecektir.

ü Damızlık et ve süt sığırcılığı
ü Et ve yumurta tavukçuluğu
Türkiye, hayvan varlığı bakımından ilk sıralarda yer almakla birlikte, hayvan başına elde edilen verim itibariyle gelişmiş ülkelerin gerisinde kalmaktadır. Bunun başlıca nedenleri olarak; mevcut hayvan varlığının büyük bir kısmının düşük verimli ırklardan oluşması, olumsuz çevre faktörleri, bakım-beslenme koşullarının yeterli düzeyde olmaması ve üreticilerin bilinçsizliği vb. sayılabilir.
Ülkemizde yıllardır yürütülen ıslah çalışmaları ve uygulanan teşvik tedbirleri sonucu birim başına verimde önemli gelişmeler sağlanmış olmasına rağmen, istenen düzeye henüz ulaşılamamıştır. Canlı hayvan ihracatının et ihracatı haline dönüştürülmesi, hayvan beslemede optimal yem kullanım seviyesinin tespiti ve uygulaması ile kuzu ve dana besiciliğinde hayvanların optimal ağırlık kazanılıncaya kadar beside bırakılmasının sağlanamamış olunması sebebiyle, hayvansal ürünler arz ve talebi arasında da bir denge kurulamamıştır.
Hayvanların et, süt ve yapağı verimleri, genetik karakterleri, bakım ve besleme şartları ile çevre faktörlerine bağlıdır. Çok yüksek genetik karaktere sahip ırkların bakım ve beslenme şartlarının kötü olması hayvanların verimlerini düşürmektedir. Yetiştiriciler, verim potansiyeli düşük yerli ırkların, iyi bakım ve besleme şartları altında canlı ağırlık ve verimlerini arttırmaya çalışmaktadırlar. Ancak, ideal olanı yüksek genetik potansiyele sahip, verimli ırkların bakım ve besleme şartlarını iyileştirerek, verim ve dolayısıyla kazancı arttırmak yoluna gitmektir.
Damızlık süt inekçiliği ve diğer büyükbaş hayvan ve küçükbaş hayvan yatırımları; ildeki mevcut olan hayvan varlığının ıslahı ve dolayısıyla verimlerinin yükseltilmesi amacıyla önerilmiştir. Yöre iklimine uygun kültür ırkı veya melezlerinin tespiti büyük önem taşımaktadır.

Yozgat’ta, hayvancılık sektöründe arzulanan verim artışlarının sağlanmasında mevcut genetik kapasite, suni ve tabiî tohumlama uygulamaları ile artırılırken, bu konuda bakım ve beslenme şartlarının iyileştirilmesi, çeşitli girdi fiyatları ile ürün fiyatları arasındaki hassas dengenin korunması hususları önemini sürdürmektedir. Önerilen damızlık et ve süt sığırcılığı, ilde kültür ırkı sığır sayısının artmasına ve buna bağlı olarak Avrupa ülkelerindeki ortalama et verimlilik düzeyine ulaşması mümkün olabilecektir.
Hayvancılıkta ıslah politikalarının başarıya ulaştırılmasında, tohumlama ve inek ithalatı tek başına çözüm değildir. Başarının kalıcı olmasını sağlayacak alt yapı, beslenme, sağlık hizmetleri yanında işetmelerde kârlı ve verimli çalışmaya imkan verecek fiyat ve destekleme politikalarının uygulamaya konulması gerekir. İlde, erken kuzu ve genç dana kesimlerini önleyecek ekonomik içerikli proje ve teşviklere yönelmek, hayvansal üretimi artırmaya önemli katkılar sağlayacaktır.
İlde yumurta ve et tavukçuluğu belli bir seviyede olmasına rağmen, yeterli düzeyde değildir. Yozgat Tarım İl Müdürlüğü tarafından, Yozgat’ta doğal, sosyal ve ekonomik koşullar çerçevesinde, yüksek verimli hayvan sayısının arttırılması, ıslah, daha iyi bakım, beslenme ve hastalıklarla mücadele gibi önlemleri kapsayan proje ve çalışmalar, yürütülmektedir. İlde yapılmakta olan bu tür faaliyetlerin geliştirilmesi ile hayvancılıktan elde edilen gelirin artması sağlanacaktır.
İlde, hayvancılığın geliştirilmesi sonucu küçük ve büyükbaş hayvan besiciliğinin önemi; kırmızı ve beyaz et ile işlenmiş süte ait verilerle ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Türkiye, kırmızı ve beyaz et ile işlenmiş süt talep, üretim, ihracat ve ithalatı Çizelge 3’te verilmiştir.

Çizelge 3. Türkiye Kırmızı ve Beyaz Et İle İşlenmiş Süt Talep, Üretim, İhracat ve İthal.

Ürünler

Gerçekleşme

Gerçekleşme

Tahmin

Yıllık artış

(%)

2002

2003

2004

M: Miktar (Bin ton) D:Değer (Milyar TL) 1998 yılı fiyatlarıyla

2003

2004

M(1)

D(2)

M(3)

D(4)

M(5)

D(6)

(4/2)

(6/4)

Talep

Et-Büyük baş

270

339.236

271

340.426

273

343.052

0,4

0,8

Et-Küçük baş

66

79.417

67

80.400

70

84.000

1,2

4,5

Et-Kümes hay.

639

363.457

763

433.830

846

480.896

19,4

10,8

Süt

415

68.980

457

75.962

485

80.616

10,1

6,1

Üretim

Et-Büyük baş

270

339.270

271

340.526

273

343.040

0,4

0,7

Et-Küçük baş

66

79.429

67

80.400

70

84.000

1,2

4,5

Et-Kümes hay.

645

366.641

768

436.558

850

483.170

19,1

10,7

Süt

415

68.980

457

75.962

485

80.616

10,1

6,1

İhracat

Et-Büyük baş

0

22

0,1

58

0

0

167

-100

Et-Küçük baş

0

11

0

0

0

0

-100

-

Et-Kümes hay.

6

1.899

5

1.628

4

1.356

-14,3

-16,7

Süt ve krema

1

397

2

904

2,5

1.102

127

22

İthalat

Et-Büyük baş

0

1

0

0

0

3

-100

-

Et-Küçük baş

-

-

-

-

-

-

-

-

Et-Kümes hay.

-

-

-

-

-

-

-

-

Süt ve krema

0,1

52

0,1

52

0,1

62

0,0

20

Çizelgeden görüldüğü gibi; yıllar itibariyle büyükbaş, küçükbaş, kümes hayvanları et ve süt üretimi, taleple başa baş seyretmektedir. İhracat ve ithalat değerleri ise çok düşük değerlerde kalmaktadır.
Süt sığırcılığına yönelik bir yatırım düşünüldüğünde, 35 kişinin istihdam edilebileceği 500 baş/yıl kapasiteli bir yatırım için 600.000 $'lık bir sabit yatırım yapmak gerekecektir. Hayvancılık yatırımı et besiciliğine yönelik olarak düşünülürse, 60 kişinin istihdam edilebileceği ve 300 baş/dönem kapasiteli bir yatırım için 550.000 $'lık bir yatırım gerekecektir.

ü Ankara tavşanı yetiştiriciliği
Ankara tavşanının kökeni Ankara yöresidir. 1700’lü yıllarda İngiliz denizciler tarafından Fransa ve İngiltere’ye götürülmüş olup, günümüzde başta Çin olmak üzere Fransa, Almanya, Macaristan, Arjantin, Şili, Brezilya’da yaygın olarak Ankara tavşanı üretimi yapılmaktadır.
Ankara tavşanı yetiştirilmesinin ilk amacı yün üretimidir. Diğer tavşanlarda tüyler sadece 5 hafta uzarken, Ankara tavşanının tüyleri, folikül yapısından dolayı 14 hafta kadar uzayabilmektedir. Ankara tavşanının ayrıca eti, gübresi ve derisinden de faydalanılır. Ankara tavşanı ülkemizin her iklim bölgesinde başarı ile yetiştirilebilir. 500 kadar Ankara tavşanının bakımı için bir kişi yeterlidir.

Üreticiler genellikle İç Anadolu, Marmara ve Ege Bölgesi’nde yoğunlaşmaktadır. Şu anda iç pazardaki talepler bile karşılanamazken, üretici çiftliklere yurt dışından da talepler gelmektedir. Ankara tavşanından elde edilen angora yünü kilosu 150 dolara kadar alıcı bulabilmektedir.
Ankara tavşanı yetiştiriciliği için genellikle serin bölgeler elverişli olup, sıcak bölgeler yün verimini olumsuz etkilemekte, aşırı sıcak bölgeler ise yünlü hayvanların yaşamlarını olumsuz etkilemektedir. Tavşanlar sığırlara verilen arpa, buğday, kepek, yonca, yer fıstığı, bezelye, soya, şeker pancarı, havuç gibi her türlü yemi yiyebilmektedirler. Yem ve su ihtiyaçları yarı otomatik veya tam otomatik sistemlerle karşılanabilmektedir.

F Nasıl çiftlik kurulur
Bu işe başlamak isteyen girişimcilerin mutlaka konu hakkında bilgi sahibi olması gerekmektedir. Bu amaçla Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde her hafta Ankara tavşanı hakkında yetiştiricilikten, ürünlerin pazarlanmasına kadar birçok konuda seminer düzenlenmektedir.
Ankara tavşanı yetiştiriciliğini cazip kılan yönlerden biri, başlangıçta fazla yatırım gerektirmemesi ve ortalama 15 tavşan ve 1.500 dolarlık bir yatırımın başlangıç için yeterli olmasıdır. Ancak, bu durum işin tamamen kurulduğu anlamına gelmemekte ve bu işte asıl maliyeti kafesler oluşturmaktadır.
Kafes sistemleri otomatikleştikçe, fiyatlar daha da artmaktadır. Böyle bir çiftlikte kafes sistemleri çok iyi düşünülerek hazırlanması gerekmektedir. Bu noktada, yatırımcının özellikle kafes sistemlerini ve kafes tiplerini çok iyi tanıması, işçiliği düşük, en pratik, en yüksek verim alınacak kafes tiplerini seçmesi önemlidir. İdeal bir çiftlik için tavsiye edilen kafes sayısı en az bin tavşanlık olup bunun girişimciye yatırım maliyeti ise 30-40 bin dolardır.
İkinci önemli nokta damızlık temini konusunda olup, özellikle seceresi ve soyu belli, damızlıkların temin edilmesi ve bunların da en az 3 aylık veya daha büyük olması önem taşımaktadır. Halihazırda, 3 aylık damızlık bir tavşan yaklaşık 60 dolara temin edilebilmektedir.

F Pazar durumu
Ankara tavşanından elde edilen angora yünü pazarı, 10 ile 300 dolar arasında değişen alıcı fiyatlarıyla çok farklılıklar göstermektedir. Angora yününde bu kadar fiyat farkı olmasının nedeni, yünün kalitesi ve miktarıdır.
Tekstil şirketleri angora yünü alıcıları arasında ilk sırada yer alırken, piyasada sipariş üzerine yüksek fiyat vererek angora yünü alan özel alıcılar da bulunmaktadır. Yünün yanı sıra et, deri ve özellikle gül yetiştiriciliğinde kullanılan gübre satışlarından da gelir elde edilebilmektedir.

F Dikkat edilecek hususlar
¨ Ankara tavşanı yetiştiriciliği için sıcaklık ve nem büyük önem taşımaktadır. Bunun için ya serin yerler tercih edilmeli, ya da suni havalandırma sistemleri kullanılmalıdır.
¨ Tavşanlar için kullanılacak kapalı alan ve kafes, tavşan kapasitesine göre değişmektedir. Bin tavşanlık bir işletme için 400 m2’lik bir alan ve 65 x 65 x 50 cm boyutlarında kafeslerin bulunması önerilmektedir.
¨ Tavşan yetiştiriciliği yoğun emek gerektirmese de, sürekli doğum ve yavru bakımından dolayı diğer hayvancılık türlerinden ayrı düşünmek gerekmektedir.
¨ Damızlık anaç ve erkekler tek tek kafeslerde beslenip, aynı ananın yavruları 5-6 tavşan bir kafese gelecek şekilde konulmalıdır. Bu yavru tavşanlar 90-100 günlük olduklarında, damızlık olanlar yine tek kafeslere konulup, diğerleri kesime yollanmalıdır.
¨ Yeni kurulan bir işletmenin sadece bir fabrikaya yün verebilmesi için ortalama 1000 tavşanlık üniteye ulaşması gerekmektedir.

F Kullanım alanı
¨ Ankara tavşanından elde edilen angora yünü, tekstil hammaddesi olarak kullanılmaktadır. Oldukça hafif olan angora, koyun yününe nazaran 7-8 kat daha fazla vücut ısısını korumaktadır. Ayrıca anti alerjik ve cildi terletmeme gibi bir çok özelliğe de sahiptir.
¨ Anti alerjik olmasından dolayı angora yünü, Avrupa’da çocuk giyiminde ayrıca, ince kuzu yünü ile karıştırılarak iç ve dış giysilerin üretiminde kullanılmaktadır. Angora yününden yapılan kazak, atkı, şapka, eldiven ve battaniye gibi ürünler oldukça ilgi görmektedir. Ses dalgalarını çok iyi geçirdiği için havacılık alanında da aranan bir üründür.
¨ Ankara tavşanının sadece yününden değil etinden, gübresinden, kan ve iç organlarından da faydalanılmaktadır. Gübresi gül ve sebze yetiştiriciliğinde, kanı ve iç organları ilaç yapımında kullanılmaktadır.

9.1.3. Turizm Sektöründe Yapılabilecek Yatırımlar
Türkiye’nin turizm payını artırması, turistik potansiyelini iyi tanımasına ve bu potansiyeli turistik arz haline getirebilmesine bağlıdır. Böyle bir yaklaşım, turizmin ekonomik gelirlerini de artıracaktır.
Sektör açısından uygun doğal ve beşeri kaynaklara sahip illerimiz de bu ekonomik getiriden pay alabilme çabası içindedir. Söz konusu potansiyele sahip olan Yozgat ilinde turizmin gelişmesi, emek-yoğun üretim teknolojisine dayalı olması nedeniyle istihdama, dolayısıyla bölge gelirlerinin ve döviz girdisinin artmasına yol açacaktır. Ayrıca, turizm sektörünün gelişmesi, yöredeki tarım, hayvancılık ve sanayi sektörlerinde üretilen ürünlerin de tüketimine olumlu etkide bulunacaktır.
Yozgat ili, tarihsel ve kültürel dokusu, kaplıcaları, doğal güzellikleri, gölleri, mağaraları, mesire ve dinlenme yerleri, camiler ve türbeler ile önemli bir yöremizdir. Tarihi, kültürel ve doğal değerlerin yerli ve yabancı turistlerin ziyaretine sunulması amacıyla organize turlar, turizmine yönelik yapılan mevcut yatırımlar ve termal dinlenme tesislerinin turizm sektörünün hizmetine kazandırılması halinde, hem yöre insanına, hem de ülke turizmine katkı sağlayacak bir gelişme olacaktır.

Bu amaçla, “turizmi geliştirme ve yerel turistik potansiyeli değerlendirmeye yönelik” aşağıda 4 ana başlık altında belirtilen konuların zaman içinde hayata geçirilmesi gerekmektedir.

ü Yerel tanıtım ve turizm konseyinin kurulması
ü Turizm ürünlerini çeşitlendirme
ü Kırsal alanları turizme açma ve kırsal turizmi geliştirme
ü Kongre, konferans, ticaret ve termal turizm merkezi projesi
ü Yerel tanıtım ve turizm konseyinin kurulması

Konunun amacı, hem iç hem de dış pazarlarda Yozgat’ın turistik imajını oluşturmak ve tanıtımını sağlamak amacıyla ilgili kurumların katılımıyla bir Turizm ve Tanıtım Konseyini kurmak ve gerekli kaynakları (mali kaynak, personel) sağlamaktır. İl turizminin gelişmesi etkin planlama ve tanıtımın en iyi şekilde yapılmasına bağlıdır. Tesisler ürün bazındaki tanıtımlarını kendileri yapmaktadır.
Ancak, sektörel tanıtım ile turistik çekicilik, Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle ve ildeki tüm kurumların (Valilik, Belediyeler, Üniversite, Turizm İl Müdürlüğü, İl Özel İdare Müdürlüğü, Devlet Su İşleri, Orman İşletme Müdürlüğü, Defterdarlık, Sivil Toplum Örgütleri) işbirliği ve katılımıyla sağlanabilir.
İl turizminin gelişmesi için gerekli olan her türlü planlama, alt yapı, üst yapı, yönetim ve işletme ile ilgili konulardan sorumlu olacak örgütün bağımsız bir finansal yapı ve mevzuatla desteklenmesi gerekir. Bu örgüt sayesinde il turizmi gelişecek, sorunlar etkin bir şekilde çözümlenebilecek, çevre ile ilgili faaliyetler hem sağlıklı bir şekilde yürütülecek hem de sıkı bir şekilde izlenecektir. Yozgat ilinin kalkınmasında geleceğin ağırlıklı sektörlerinden birisi turizmdir ve bu sektörün gelişmesi için yapılacak yatırımlarda ve alınacak kararlarda etkin olabilecek bu kuruluş ivedilikle gerçekleştirilmelidir.

ü Turizm ürünlerini çeşitlendirme
Bu konu kara turizm imkanına sahip bölgede, tüketici tercihlerini dikkate alarak, sağlık, termal, dağ, kongre vb. alanlarda ürün türleri geliştirmeyi ve böylece bölgenin turistik çekiciliğini artırmayı amaçlamaktadır. Bölgede belirlenen mevcut ve potansiyel turizm alanları üzerinde bulunan ilin; akarsu turizmi, atlı doğa yürüyüşü, mağara turizmi, sportif olta balıkçılığı, kuş gözlemciliği, botanik turizmi, termal turizmi, foto safari, karavan turizmi, kamp turizmi, nostalji turizmi gibi alt konulardan oluşmaktadır.

ü Kırsal alanları turizme açma ve kırsal turizmi geliştirme
Bu konu; kırsal alanlardaki turizm varlığını ve potansiyelini harekete geçirerek, bu yöreleri turizme özendirmek amacıyla gerçekleştirilecek ve;
· Yörede el sanatlarının geliştirilmesi ve desteklenmesi için el sanatları köyü
· Tarıma dayalı turizm programları (çiftlik evlerinde konaklama, el yapımı gümüş hediyelik eşyalar) gibi alt gruplardan oluşabilir.

ü Kongre, konferans, ticaret ve termal turizm merkezi projesi
Dünyadaki 500 milyar dolarlık turizm hareketinin yaklaşık üçte birlik bölümü kongre turizminden sağlanmaktadır. Yapılan araştırmalar turizmde en kolay mesafenin kongre turizmi ile alınabileceğini ortaya koymuştur. Kongre turizminin gelişmesi yalnız atıl kapasitenin harekete geçirilmesi açısından değil, bu turizm türünün tatil turizmine göre 5 kat daha fazla gelir bırakması açısından da önem taşımaktadır.
İlde bulunan kaplıcaların; romatizma, sinir sistemi ve ameliyat sonrası rahatsızlıklar, metabolizma bozuklukları, iç salgı sistemi hastalıkları, sindirim sistemi, böbrek ve idrar yolu rahatsızlıkları, kadın hastalıkları, kalp-damar, dolaşım hastalıkları, siyatik, nevralji ve deri hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir.
İl merkezinde konumlandırılacak uluslar arası düzeyde kongre ve konferansların düzenlenebileceği büyüklükte bir merkez; konaklama, ticaret, yeme-içme-termal tesisleri, lületaşı çarşısı, park alanları ve alış-veriş merkezleri ile desteklenerek il için önemli gelir ve istihdam kaynağı oluşturacak, turistik potansiyelin yıl boyu kullanımını sağlayacaktır.

9.1.4.Orman Ürünleri Sanayinde Yapılabilecek Yatırımlar
Yozgat’ta arazi dağılımı içinde orman arazisi % 18 oranında bir potansiyel teşkil etmektedir. Sahip olunan orman potansiyelini ekonomik bir biçimde değerlendirmek ve düzenli bir gelir kaynağı haline getirebilmek amacıyla önerilen ormancılık ürünleri üretimine dönük yatırım konuları arasında, mobilya grupları üretimi, yonga levha üretimi ve ahşap kaplama ve profil üretimi yer almaktadır.
Kuruluş faktörleri açısından, ham madde temini itibariyle bölgede kurulacak tesislere avantaj sağlayacak bu yatırım konularından, özellikle mobilya grupları üretimi, yurt içi piyasanın yanı sıra dış piyasalara da pazarlanma imkânı olan bir üründür. Yozgat için önerilen ormancılık ürünleriyle ilgili yatırım konuları, hem ham madde kaynağına yakınlık açısından hem de emek yoğun yatırım konuları olmaları sebebiyle, işsizliğin yüksek boyutlara ulaştığı Yozgat için, istihdam etkisi yüksek yatırımlar olarak değerlendirilmektedir.
İlin doğal kaynak potansiyelini değerlendirmeye ve bu ürünlerin katma değerinin artırılmasına yönelik olarak; orman ürünleri sanayinde 3 adet yatırım konusu önerilmiştir.

ü Mobilya grupları üretim tesisi
ü Yonga levha (sunta) üretim tesisi
ü Ahşap kaplama ve profil üretim tesisi

Türkiye ağaç ürünleri ve mobilya sanayi talep, üretim, ihracat ve ithalat verileri Çizelge 4’te verilmiştir.
Çizelge 4. Türkiye Ağaç Ürünleri ve Mobilya Sanayi Talep, Üretim, İhracat ve İthalatı

 

Gerçekleşme

Gerçekleşme

Tahmin

Yıllık artış

(%)

2002

2003

2004

M: Miktar ( - ) D:Değer (Milyar TL) 1998 yılı fiyatlarıyla

2001

2002

M(1)

D(2)

M(3)

D(4)

M(5)

D(6)

(4/2)

(6/4)

Talep

-

1.296.213

-

1.279.488

-

1.310.742

-1,3

2,4

Üretim

-

1.323.454

-

1.303.156

-

1.347.356

-1,5

3,4

İhracat

-

112.943

-

160.979

-

200.000

42,5

24,2

İthalat

-

85.702

-

137.311

-

163.386

60,2

19,0

Kaynak : Ekonomik ve Sosyal Sektörlerdeki Gelişmeler, 2004, DPT.

Çizelge incelendiğinde, yıllar itibariyle talep ve üretim değerleri birbirine yakın bir seyir izlemekte, ihracat ve ithalat değerlerinde de sürekli artış olduğu gözlenmektedir. Ağaç ürünleri ve mobilya sanayinde, 2004 yılı yurt içi talebin % 2,4, üretimin % 3,4, ihracatın % 24,2 ve ithalatında % 19 oranında artması beklenmektedir.

ü Mobilya grupları üretim tesisi
Mobilya sektörünün genel karakteristik özelliği dağınık bir yapıya sahip olmasıdır. Türkiye’de atölye bazında ve seri üretim yapan büyük ölçekli işletmeler bulunmaktadır. Ülke nüfusunun hızla artması, genç ve dinamik bir yapıya sahip olması nedeniyle mobilya sektörüne olan talep sürekli artmaktadır. Günümüzde modüler olarak üretilen mobilya aksesuarlarının kullanımı her geçen gün yaygınlaşmaktadır. Ayrıca modüler ürünlerin başta Türki Cumhuriyetleri olmak üzere yurt dışına da ihracat olanağı bulunmaktadır.
Mobilya grubunda; ahşap dekorasyonlu oturma grupları, sandalye ve dolaplar, otantik ev aksesuarları, konsollar, sehpalar, etajerler, çalışma odaları, çok amaçlı sehpa ve dolaplar ve çok çeşitli ev dekorasyon ürünleri bulunmaktadır. Ürünler, özgün tasarımı, sanatı tam olarak yansıtan ince işçiliği, profesyonel dizaynı ve zengin model koleksiyonuyla hazırlanıp satışa sunulmaktadır.
Yatırım konusu tesiste; esnek ve fonksiyonel, kalite ve rekabeti yakalayan ileri teknolojiye sahip, orta ölçekli, fabrikasyon tipi modüler mobilya üretimi yapılacaktır. Söz konusu tesisin; 2.112 m2 kapalı alanda, 7 adet temel ( ithal ) işlem makinaları ve 38 kişi ile 200.000 adet/yıl modüler mobilya üreteceği düşünüldüğünde, işletme sermayesi ile birlikte 2.400.000 $’lık bir yatırım gerekecektir.

ü Yonga levha (sunta) üretim tesisi
Ağaç liflerinin düşük yoğunlukta sıkıştırılması ile elde edilen sunni tahta, kelimelerinin kısaltılması ile “sunta” olarak adlandırılmaktadır. Bu ürün, MDF'den sıkıştırma, yoğunluk, liflerinin yapısı olarak farklılıklar göstermektedir. Suya dayanıklılık göstermez. Yalıtım olarak kullanımı söz konusu değildir. Üretim özellikleri suntada kaliteyi sağlar. Kullanım alanı çoğunlukla mobilya sektörüdür. Üzerine ağaç kaplama yapıştırılarak çeşitli oda takımları olarak tüketicinin beğenisine sunulmaktadır.

ü Ahşap kaplama ve profil üretim tesisi
Ahşap kaplama için, bütün ağaç türlerinden kaplama üretimine uygun kaliteli tomruklar seçilir. Buharlama tesislerinde yumuşatılır. Kesme makinalarda ağaç cinsine en uygun kalınlıklarda ve tercihe uygun genişliklerde kaplamalar kesilir. Yüksek teknoloji ve kapasiteye sahip kurutma fırınlarında ideal oranda kurutulan kaplamalar titiz, bir kalite kontrolden geçirilerek sınıflandırılır.
Ahşap kaplama ile yapılan duvar ve tavan kaplamaları, odaları daha sıcak ve konforlu hale getirir. Profiller masif ahşaptan oluşur ve ham, mumlu, laklı, cilalı çeşitlerden oluşmaktadır. Yüzey kaplaması için melamin emprenye edilmiş, özel olarak laklanmış kağıt türü olan profiller mobilya üretiminde renk ve kaliteyi tamamlayan en önemli unsurlardan biridir. Darbelere, ısıya ve neme karşı dayanıklı olma özelliği göstermektedir.
Kullanım alanı olarak estetik ve teknik çözümler sağladığı için tüm iç ve dış mobilya oda takımlarında uygulamaları yapılır. Kapak çerçevesi, çekmece çerçevesi, karyola başlığı, yüzey bitişleri gibi zor uygulamalarda imalat kolaylığı sağlaması; tercih edilmesindeki en büyük etkendir.

9.2. TALEBİ KARŞILAMAYA YÖNELİK YATIRIMLAR
Yozgat ili, doğal kaynak potansiyelinin değerlendirilmesi yanında, yurt içi talebi karşılamaya ve ihracata yönelik olarak, gelişme potansiyeli yüksek olan sektörlere ilişkin yatırımların yapılması da büyük önem taşımaktadır.
Bu amaçla, sermaye, teknoloji ve kuruluş yeri boyutu daha fazla ön plana çıkan ve sektörel talebi karşılamaya yönelik olarak Yozgat ili için önerilen yatırım konuları aşağıda belirtilmiştir.

9.2.1. Gıda Sanayinde Yapılabilecek Yatırımlar
Yozgat’ta gıda sanayinde gerçekleştirilebilecek 6 yatırım konusu tespit edilmiştir.

ü Patates cipsi üretim tesisi
ü Helva ve lokum üretim tesisi
ü Bisküvi ve gofret üretim tesisi
ü Çikolata ve kakao üretim tesisi
ü Reçel ve marmelat üretim tesisi
ü Karma yem üretim tesisi
ü Patates cipsi üretim tesisi

Patates kullanımı özellikle gelişmiş ülkelerde taze tüketimden işlenmiş ürün tüketimine doğru bir gelişme eğilimi göstermektedir. Gıda sanayinde ve ambalaj teknolojisindeki gelişme, hazır gıdalara artan talep, büyük kentlerdeki zaman azlığı, evlerde ve lokantalarda muhafaza etmenin zorluğu ve farklı ürünlerin denenme isteği insanların işlenmiş patates ürünlerinin tüketimine doğru bir eğilim göstermesine neden olmuştur. Büyük şehirlerdeki çabuk yiyeceklere artan talep beraberinde işlenmiş patates ürünlerinin tüketilmesini artırmaya başlamıştır.
Patates; işlenerek patates granül veya flakesi, patates nişastası veya jeli, patates unu gibi ürünlerin yanında patates cipsi (Tuzlu çerez) ve parmak patates olarak tüketiciye hazır olarak ulaştırılmaktadır. Türkiye’de yıllık kişi başı 250 gram patates cipsi tüketilmektedir. Oysa bu Portekiz ve İspanya’da 2 kg, Meksika’da 2,5 kg, İngiltere’de 6 kg, ABD’de ise, 10 kg’dır. Patates cipsi katma değeri oldukça yüksek ürün olması nedeniyle, ildeki potansiyelin değerlendirilmesine yönelik yatırım konusu olarak önerilmiştir.

Patates cipsi üretimine yönelik, önerilen yatırımda kapasitenin yılda 650 ton patates cipsi üretimi ve 54 kişi istihdam edebileceği bir tesis olarak düşünüldüğünde, 1.700.000 $’lık bir yatırım gerekecektir.

ü Helva ve lokum üretim tesisi
Geleneksel bir Türk gıdası olan tahin helvası, sahip olduğu ortalama 540 kalorilik (100 gramda) enerji ile her zaman ısıtıcı, tok tutucu ve enerji verici besin maddesi olarak tüketilmektedir. Helva, şeker ve sitrik asitin belli miktar suyla 140oC'ye kadar kaynatıldıktan sonra, çöven ekstraktı ile tekniğine uygun olarak pişirilmesiyle oluşan, beyazlatılmış ara ürünün (mat) tahinle karıştırılarak özel bir kıvama gelene kadar yoğurulması ile elde edilen bir gıda maddesidir. Ayrıca çeşni vermek amacıyla kakao, fındık, fıstık, vanilin, bergamot vb. bazı maddelerden birinin veya birkaçının katılması ile helva çeşitleri üretilebilmektedir.
Lokum, şeker şurubunun (sakarozun) sitrik veya tartarik asit veya tartar kremi ile kestirilip nişasta ile usulüne göre pişirildikten sonra, içine meyve parçası, meyve usaresi, bazı çiçeklerin yaprakları, zararsız, tabii veya suni esanslar, sakız, fındık, fıstık, ceviz, hindistan cevizi gibi kuru meyveler veya kaymak ilavesiyle yapılan veya çeşidine göre kullanılmasına müsaade edilmiş olan boyalardan herhangi birisiyle hafifçe renk katılan hindistan cevizi veya pudra şekeri ile kaplanarak üretilen bir gıda maddesidir.
Türkiye helva ve lokum talep, üretim, ihracat ve ithalat verileri Çizelge 5’de verilmiştir. Çizelge 5 incelendiğinde, yıllar itibariyle üretim değerleri talebin üzerinde seyretmekte ve üretim fazlalığı ihraç edilmektedir. Bununla birlikte, ihracat potansiyeli son yıllarda artış gösteren bu sektörde, ihraç imkanları düşünülmelidir. Bu yatırım konusu kapasite tespiti yapılarak proje çalışmaları yapılması uygun olacaktır.

Çizelge 5. Türkiye Helva ve Lokum Talep, Üretim, İhracat ve İthalatı

 

Gerçekleşme

Gerçekleşme

Tahmin

Yıllık artış

(%)

2002

2003

2004

M: Miktar (Bin Ton ) D:Değer (Milyar TL) 1998 yılı fiyatlarıyla

2003

2004

M(1)

D(2)

M(3)

D(4)

M(5)

D(6)

(4/2)

(6/4)

Talep

93

58.133

96

60.277

100

62.205

3,7

3,3

Üretim

97

60.683

102

124.524

106

66.413

5,1

4,0

İhracat

4

2.269

5,6

3.177

6,5

6.873

40,7

18,1

İthalat

-

-

-

-

-

-

-

-

Kaynak : Ekonomik ve Sosyal Sektörlerdeki Gelişmeler, 2004, DPT.

ü
Bisküvi ve gofret üretim tesisi
Bisküvi, yurt içinde talebi artan bir gıda maddesidir. Ayrıca son yıllarda ihraç kalemleri arasında yer alan bir gıda maddesi de olmuştur. Özellikle Türk Cumhuriyetlerinden bisküviye talep vardır.
Türkiye bisküvi talep, üretim, ihracat ve ithalat verileri Çizelge 6’da verilmiştir. Çizelge dikkate alındığında, 2001-2003 yılları arasında Türkiye’nin bisküvi talep, üretim ve ihracat değerlerinin sürekli arttığı ve üretim fazlalığının ise ihracat yoluyla dengelendiği görülmektedir. Bu anlamda, sektörün gelişimi açısından özellikle, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülke pazarlarının da değerlendirilebilir olması dikkate alınmalıdır.
Bu göstergeler, Türkiye genelinde bisküvi sektörünün canlı olduğunun ve yatırım ortamının bulunduğunu göstermektedir. Türkiye geneli için geçerli olan yukarıdaki göstergelere dayanarak Yozgat’ta bisküvi sektörüne yatırım yapılabilmesi için yöredeki ve Türkiye’deki pazar ve rekabet koşulları dikkatle incelenmelidir.

Çizelge 6.
Türkiye Bisküvi Talep, Üretim, İhracat ve İthalatı

 

Gerçekleşme

Gerçekleşme

Tahmin

Yıllık artış

(%)

2002

2003

2004

M: Miktar (Bin Ton ) D:Değer (Milyar TL) 1998 yılı fiyatlarıyla

2003

2004

M(1)

D(2)

M(3)

D(4)

M(5)

D(6)

(4/2)

(6/4)

Talep

362

147.505

380

154.850

395

161.174

5,0

4,1

Üretim

475

193.817

530

216.259

580

236.661

11,6

9,4

İhracat

114

31.876

151

42.267

185

51.956

32,6

22,9

İthalat

-

-

-

-

-

-

-

-

Kaynak : Ekonomik ve Sosyal Sektörlerdeki Gelişmeler, 2004, DPT.

Önerilen yatırımda üretim kapasitesi yılda 22.000 ton bisküvi, 550 ton gofret üretimi ve 500 kişi istihdam edebileceği bir tesis olarak düşünüldüğünde 3.000.000 $’lık bir yatırım gerekecektir.

ü Çikolata ve kakao üretim tesisi
Çikolata; kakao yağı, şeker ve çikolata tipine göre kakao kütlesi ve/veya toz kakao, süt ve/veya süttozu ve çeşni maddeleri, ayrıca katkı maddeleri yönetmeliğinde müsaade edilen katkı maddelerinin de ilavesi ile tekniğe uygun şekilde hazırlanıp kalıplanarak elde edilen bir mamuldür. Çikolatalar; sütlü, bitter, beyaz olmak üzere üç tiple, sade, çeşnili, dolgulu olmak üzere de üç çeşide ayrılır. Çikolatalar kakao yağı dışında herhangi bir yağ içermezler, ancak sütlü tiplerinde sütten kaynaklanan süt yağı bulunabilir.
Kakaolu ürünlerde kakao yağı dışında diğer bitkisel yağlarda kullanılabilir. Bu ürünlere kokolin adı verilmektedir. Kokolin; nebati yağ, şeker, toz kakao, peyniraltı suyu tozu ve katkı maddeleri, gerektiğinde süt tozu, soya unu ve çeşni maddelerinin ilavesi ile tekniğine uygun olarak hazırlanan bir mamuldür. Kokolinler; sütlü, sütsüz, beyaz, sade, çeşnili, dolgulu olmak üzere çeşitlendirilebilirler.
İlde çikolata ve kakao üretimine yönelik yatırımların gerçekleştirilmesi amacıyla bu yatırım konusu önerilmiştir. Bununla birlikte önerilen bu yatırım konusu pazar ve organizasyon yönünden incelenmelidir.
Türkiye çikolata ve kakaolu mamuller talep, üretim, ihracat ve ithalat verileri Çizelge 7’de verilmiştir.

Çizelge 7. Türkiye Çikolata ve Kakaolu Mamuller Talep, Üretim, İhracat ve İthalatı

 

Gerçekleşme

Gerçekleşme

Tahmin

Yıllık artış

(%)

2002

2003

2004

M: Miktar (Bin Ton ) D:Değer (Milyar TL) 1998 yılı fiyatlarıyla

2003

2004

M(1)

D(2)

M(3)

D(4)

M(5)

D(6)

(4/2)

(6/4)

Talep

96

87.863

101

92.526

104

95.269

5,3

3,0

Üretim

131

119.772

157

143.544

173

158.173

19,8

10,2

İhracat

41

22.809

62

34.103

75

41.522

49,5

21,8

İthalat

6,3

7.613

5,8

7.009

6,2

7.492

-7,9

6,9

Kaynak : Ekonomik ve Sosyal Sektörlerdeki Gelişmeler, 2004, DPT.

Çizelge incelendiğinde, yıllar itibariyle üretim değerleri talebin üzerinde seyretmekte ve üretim fazlalığı ihracat ile dengelendiği görülmektedir. Ayrıca, çizelgede görüldüğü gibi ihracat miktarlarındaki artışa karşın, ithalat değerlerinde önemli bir değişim olmamıştır.
Çikolata ve kakao üretimine yönelik, önerilen yatırımda tesisin kapasitesinin 3 vardiyada yılda 6.000 ton üretim ve 210 kişi istihdam edebileceği bir tesis olarak düşünüldüğünde, 1.500.000 $’lık bir yatırım gerekecektir.

ü Reçel ve marmelat üretim tesisi
İlde üretilen meyvelerden ve sulu tarım sonucu artacak meyve üretiminin yaş olarak tüketilen kısmı dışındakiler, daha yüksek bir katma değer elde etmek amacıyla reçel ve marmelat üretimine yönelik bir yatırımda değerlendirilebilir.
Reçel, bütün, yarım veya daha küçük parçalar halindeki meyveye şeker ilavesiyle hazırlanan kıvamlı bir üründür. Meyve parçaları hangi meyveden yapılmış olduğunu kanıtlayacak kadar iri olmalıdır. Reçelin en önemli özelliği kıvamıdır. Reçelin kıvamı meyvede doğal olarak bulunan ve buna ek olarak ayrıca ilave edilen pektinden kaynaklanır. Marmelat ise, reçelden daha koyu kıvamda ve genelde ezilmiş meyveden veya püresinden yapılır.
Hammadde temini iki şekilde olmaktadır. Küçük ve orta ölçekli tesislerde genellikle hasat dönemlerinde sadece taze meyve olarak yapılırken, büyük ölçekli yıl boyu üretimde bulunan tesislerde ise taze meyve yanında dondurulmuş meyvelerde kullanılmaktadır. Ülkemizde son yıllarda değişik aromalı reçel çeşitlerine talep artmaktadır. Bununla birlikte önerilen bu yatırım konusu pazar ve organizasyon yönünden incelenmelidir.
Türkiye reçel ve marmelat talep, üretim, ihracat ve ithalat verileri Çizelge 8’de verilmiştir.

Çizelge 8. Türkiye Reçel ve Marmelat Talep, Üretim, İhracat ve İthalatı

 

Gerçekleşme

Gerçekleşme

Tahmin

Yıllık artış

(%)

2002

2003

2004

M: Miktar (Bin Ton ) D:Değer (Milyar TL) 1998 yılı fiyatlarıyla

2003

2004

M(1)

D(2)

M(3)

D(4)

M(5)

D(6)

(4/2)

(6/4)

Talep

56

30.103

60

32.042

61

32.850

6,4

2,5

Üretim

62

33.388

68

36.619

73

39.312

9,7

7,4

İhracat

6,1

2.259

8,5

3.148

12,0

4.444

39,3

41,2

İthalat

-

-

-

-

-

-

-

-

Kaynak : Ekonomik ve Sosyal Sektörlerdeki Gelişmeler, 2004, DPT.

Çizelge 8 incelendiğinde, yıllar itibariyle üretim değerleri talebin üzerinde seyretmekte ve üretim fazlalığı ihracat ile dengelenmektedir. Bununla birlikte, ihracat potansiyeli artış gösteren bu sektörde, üretimin mahalli pazar ve komşu illerin ihtiyacını karşılayacağı gibi, AB ve Türk Cumhuriyetlerine ihraç imkanları düşünülmelidir. Önerilen bu tesiste kapasite tespiti yapılarak proje çalışmaları yapılması uygun olacaktır.
Önerilen yatırımda üretim kapasitesi yılda 2.500 ton reçel üretimi ve 80 kişi istihdam edebileceği bir tesis olarak düşünüldüğünde 1.000.000 $’lık bir yatırım gerekecektir. Bununla birlikte, böyle bir yatırım, gerek ilin sahip olduğu meyve potansiyeli gerekse sabit yatırım tutarının büyüklüğü dikkate alındığında ancak orta vadede gerçekleştirilebilir görünmektedir.

ü Karma yem üretim tesisi
Yozgat’ta, hayvancılığın gelişmesine yönelik olarak önerilen bu yatırım, giderek karma hayvan yemi ihtiyacının da sürekli olarak artmasından, girişimciler için cazip bir yatırım konusu olabilecektir. Bu yatırım, ağırlıklı olarak iç pazara yönelik olarak düşünüldüğünde, kısa vadede gerçekleştirilebilir görülmektedir.
Türkiye karma yem talep, üretim, ihracat ve ithalat verileri Çizelge 9’da verilmiştir.

Çizelge 9. Türkiye Karma Yem Talep, Üretim, İhracat ve İthalatı

 

Gerçekleşme

Gerçekleşme

Tahmin

Yıllık artış

(%)

2002

2003

2004

M: Miktar (Bin Ton ) D:Değer (Milyar TL) 1998 yılı fiyatlarıyla

2003

2004

M(1)

D(2)

M(3)

D(4)

M(5)

D(6)

(4/2)

(6/4)

Talep

5.725

270.066

6.577

310.245

7.026

331.445

14,9

6,8

Üretim

5.700

268.892

6.550

308.990

7.000

330.218

14,9

6,9

İhracat

2,0

322

1,7

274

3,0

483

-15,0

76,5

İthalat

26,9

8.254

28,3

8.664

29,0

8.899

5,2

2,5

Kaynak : Ekonomik ve Sosyal Sektörlerdeki Gelişmeler, 2004, DPT.

Çizelge incelendiğinde, yıllar itibariyle talep değerlerinin üretimin üzerinde seyretmekte ve talep açığı ithalat ile dengelendiği görülmektedir.
Önerilen yatırımda yılda 20.000 ton karma yem üretimi yapılacak ve 40 kişi istihdam edebilecektir. Böyle bir yatırım için 1.000.000 $’lık bir yatırım gerekecektir.

9.2.2. Tekstil Sektöründe Yapılabilecek Yatırımlar
Tekstil sektörü, son yıllarda en fazla yatırımın yapıldığı sektördür. Ülkemiz diğer ülkelerdeki dokuma ve giyim sanayi ile rekabet edebilecek seviyeye ulaşmıştır. Dokuma ve giyim ürünleri üretimi, talebin artmasına paralel olarak giderek hammaddenin üretildiği yerlere bağımlılığını yitirmiş, bunun sonucu olarak yurdumuzun hemen hemen her yöresinde tekstil yatırımları gerçekleştirilmeye başlanmıştır.
AB ile Gümrük Birliği sonrası, kotaların kalkması ile ihracatta önemli artış olacağı beklentisi, özellikle 1995 yılından başlayarak yatırımlara hız verilmiş ve 1995-97 yılları arasında Türkiye, tekstil sektörüne en fazla yatırım yapan ülkeler arasında ilk sıralarda yer almıştır. Bunun sonucunda, sektörde yoğun modernizasyon ve yeni yatırımlar gerçekleşmiş ve kapasitede önemli gelişmeler sağlanmıştır.
Sektörel ya da genel ekonomik nedenlerden kaynaklanan finansman sıkıntılarının aşılabilmesi için firmaların sermaye yapılarını güçlendirmeleri gerekmektedir. Bunun yanında, şirket evliliklerine gidilmesi ve şirketlerin stratejik işbirliğine girmeleri, borsa aracılığıyla halka açılması ve yönetim yapılarını güçlendirmesi faydalı olacaktır.
Dünya Ticaret Örgütü anlaşması gereği, 2005 yılında, dokuma ve hazır giyim ticaretinde bütün kısıtlamalar ve vergiler kaldırılacaktır. Böylece, AB’nin Türkiye’ye kota uygulamamasından doğan avantajımız ortadan kalkacaktır. Ancak, ticaretin serbestleşmesiyle, gelişme yolundaki tekstil ihracatçısı ülkelerin kendi iç pazarlarını yüksek koruma oranları ile kapama imkanı da kalmayacaktır. Bunun sonucunda, dünya ticaret hacminin daha da artması beklenmektedir.
Eski pazarlar korunurken, yeni pazar olanaklarının araştırılması ve pazar geliştirilmesi gereklidir. Çin ve Hindistan gibi gelişen ülkeler yalnızca rakip değil, pazarlarına girilebilecek ülkeler olarak da değerlendirilmelidir.
Yozgat’ta tekstil yatırımlarının gerçekleştirilmesi için kurulacak tesislerin il dışında faaliyette bulunan diğer tekstil tesisleriyle anlaşmalı olarak fason imalata yönelik veya doğrudan ihracata yönelik olarak çalışmaları gerekecektir.
Yüksek miktarlarda sabit yatırım gerektiren tekstil yatırımlarını bekleyen riskleri en aza indirmek açısından fizibilite etüdünün ve üretilecek ürün türünün tespit edilmesi açısından iyi bir pazar araştırmasının yapılmasının gerekliliği unutulmamalıdır. Üretimin ihracata yönelik olarak düşünülmesinin gerekliliği ortada olduğundan, dış pazar araştırmalarının iyi yapılması ise oldukça önemlidir.

Yozgat’ta tekstil sektöründe 4 adet yatırım yapılabilir bulunmuştur.
ü Tekstil giyim üretimi
ü Çorap üretimi
ü El halısı ve kilim dokuma
ü Yün iplik üretim tesisi
ü Tekstil giyim üretimi

Marka oluşturma çabasındaki hazır giyim, bugün ihracatın da lokomotifi durumundadır. Sektördeki ihracat gelirlerinin, % 75'i hazır giyim ve % 25'i tekstilden elde edilmektedir. Türkiye, 1997 yılında hazır giyim ihracatında dünyada altıncı sırada yer almıştır. Hazır giyim sektörünün 1998 yılı ihracatı ise bir önceki yıla göre % 5,6 oranında artış göstererek 7 milyar doları aşmıştır.
Avrupa Birliği ülkelerine yapılan tekstil ve konfeksiyon ihracatında Türkiye, Çin'den sonra ikinci sırada yer almaktadır. Ülkeler bazında ise Almanya, ABD, İngiltere, Fransa, Hollanda ve Rusya Federasyonu, Türkiye'nin en önemli pazarları arasında yer almaktadır. Türk tekstili tezgahta dokuma ile başladığı üretimi, bugün 2000'li yıllarda dünya markalarını üretecek düzeye gelmiştir.
Örme giyim konusu, sentetik örgü ipleri kullanılarak üretilen tüm ürünleri kapsamaktadır. Kullanılan iplik numarasına göre çok ince örgülü örme ürünlerinden kaba örgülü örme ürünlerine kadar değişik örgü ürünler üretilmektedir.
Tekstil giyim ile ilgili, Türkiye talep, üretim, ihracat ve ithalat verileri Çizelge 10’da verilmiştir. Çizelge incelendiğinde, yıllar itibariyle üretim, ihracat ve ithalat değerlerinde artış gözlenmektedir. Ayrıca, üretim değerleri talebin üzerinde olup, üretim fazlalığı ihracat ile dengelenmektedir.
Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta ise, ihracat potansiyelinin her zaman için canlı olduğudur. Özellikle son yıllarda ithalat grafiği de yükselen örme eşya, kaliteli ve Avrupa standartlarına uygun üretilerek, ithalatın hızını kesmesi açısından da önem taşımaktadır. Bu sebeple, Yozgat’ta özellikle iç pazar yanında dış pazarlara da hitap edebilecek örme eşya tesisleri yapılabilir görülmektedir.

Çizelge 10. Türkiye Tekstil Giyim Talep, Üretim, İhracat ve İthalatı

 

Gerçekleşme

Gerçekleşme

Tahmin

Yıllık artış

(%)

2002

2003

2004

D:Değer (Milyar TL) 1998 yılı fiyatlarıyla

2003

2004

M(1)

D(2)

M(3)

D(4)

M(5)

D(6)

(4/2)

(6/4)

Talep

-

865.798

-

900.018

-

929.421

4,0

3,3

Üretim

-

2.643.792

-

2.771.170

-

2.891.835

4,8

4,4

İhracat

-

1.886.155

-

2.032.370

-

2.167.321

7,8

6,6

İthalat

-

108.160

-

161.217

-

204.907

49,1

27,1

Kaynak : Ekonomik ve Sosyal Sektörlerdeki Gelişmeler, 2004, DPT.

Tekstil giyim üretimine yönelik bu yatırımda, tesisin yılda 200.000 adet gömlek üretimi ve 125 kişi istihdam edebileceği bir tesis olarak düşünüldüğünde, 1.700.000 $’lık bir yatırım gerekecek, sadece pantolon üretmeye yönelik bir yatırımda, tesisin yılda 300.000 adet pantolon üretimi ve 70 kişi istihdam edebileceği bir tesis olarak düşünüldüğünde, 1.200.000 $’lık bir yatırım ve tişört üretiminde ise yılda 1.000.000 adet tişört vb. penye üretimi ve 30 kişi istihdam edebilecek bir tesis olarak düşünüldüğünde 1.000.000 $’lık bir yatırım gerekecektir.

ü Çorap üretimi
Çorap, dış giyimin ayrılmaz bir parçası olarak günlük hayatımızda önemli bir yeri olan ürünüdür. Tüketici beğenileri doğrultusunda, renk ve desen olarak giderek büyüyen bir yelpazede çorap üretimi yapılmaktadır. Mevcut şartlarda üretim, talebi karşılar seviyede olsa bile, talep artışının sürekliliği, çorap üretimi konusunda yeni yatırımları gündeme getirmektedir.
Türkiye, 2000 yılında 700 milyon çift çorap üretimi ile 281 milyon dolarlık ihracat, 2002 yılında ise bu değer ikiye katlanarak 1,5 milyar çift çorap üretimi ile ve 500 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilmiş olup, Amerika'dan sonra dünyanın en büyük çorap üreticisi konumuna yükselmiş bulunmaktadır.
Üretimin % 87'si, başta İngiltere olmak üzere, AB ülkelerine pazarlanarak, AB ülkelerinin çorap ihtiyacının % 40'ını karşılanmaktadır. Ayrıca, çorap üretiminde kullanılan iplik, lastik, boya ve dokumaya kadar kullanılan ürünler ülkemizde imal edildiğinden, elde edilen katma değer de yüksek olmaktadır. Yozgat’ta, özellikle ihracata yönelik pazar için çorap üretimine yönelik tesisler gerçekleştirilebilir görülmektedir.
Önerilen yatırım, yılda 140.000 düzine çorap üretimi yapılacağı ve 80 kişinin istihdam edebileceği bir tesis olacak ve 450.000 $’lık bir yatırım gerekecektir.

ü El halısı ve kilim dokuma
Yozgat’ta dokumacılık geçmişte olduğu gibi günümüzde de yaygındır. İlde dokumacılık genellikle kendi gereksinmelerini karşılamak üzere yünden palas, halı, kilim, çul, heybe gibi dokumalar yapılmaktadır.
Atölye tipi el halısı ve kilim atölyesi olarak önerilen yatırım konusu, butik üretimi olarak tanımlanan, piyasa ihtiyaçlarına göre modayı takip eden ve organize olmayan ev üretiminden organize olmuş atölye üretimine geçmeyi amaçlayan bir projedir. Orta ve uzun vadeli olarak ele alınan bu projenin başarı şansı; ihracata yönelik ürün kompozisyonunun tespiti ve geniş çevrelerin katılımını gerektirmektedir. İstihdam açısından emek yoğun bir yatırım önerisidir.
El halısı ile ilgili Türkiye talep, üretim, ihracat ve ithalat verileri Çizelge 60’da verilmiştir.

Çizelge 11.
Türkiye El Halısı Talep, Üretim, İhracat ve İthalatı

 

Gerçekleşme

Gerçekleşme

Tahmin

Yıllık artış

(%)

2002

2003

2004

M: Miktar (Milyon m2 ) D:Değer (Milyar TL)1998 yılı fiyatlarıyla

2003

2004

M(1)

D(2)

M(3)

D(4)

M(5)

D(6)

(4/2)

(6/4)

Talep

2,1

73.821

2,3

79.573

2,3

79.944

7,8

0,5

Üretim

2,3

80.971

2,4

84.290

2,4

85.133

4,1

1,0

İhracat

0,8

33.927

0,8

33.689

0,9

37.058

-0,7

10,0

İthalat

0,6

10.650

0,7

11.715

0,8

12.887

10,0

10,0

Kaynak : Ekonomik ve Sosyal Sektörlerdeki Gelişmeler, 2004, DPT.

Çizelge 11 incelendiğinde, yıllar itibariyle talep ve üretim miktarlarında fazla bir değişikliğin olmadığı, üretim değerlerinin talebin üzerinde seyretmekte ve üretim fazlalığı ihracat ile dengelendiği görülmektedir. İhracatta ve İthalatta son yıllarda değer olarak artışlar kaydedilmiştir.
Türkiye, Çin, Afganistan ve İran, dünya el halısı üretiminde söz sahibi ülkelerdir. Özellikle İran ve Afganistan’daki siyasi değişiklikler ve uygulanan ambargolar bu ülkelerin dış pazar paylarını azaltmıştır. Türkiye fiyat ve kalite ile ithalatçı ülkelerin istekleri doğrultuda üretimini düzenlerse, bu ülkelerin kaybettikleri pazar paylarından önemli ölçüde pay sahibi olabilecektir. Öncelikle, Türk Cumhuriyetleri pazarı göz önüne alındığında, Yozgat’de el halısı üretim tesisleri yapılabilir görülmektedir.
Türkiye’de tekstil sektöründe kilim ile ilgili talep, üretim, ihracat ve ithalat verileri Çizelge 12’de verilmiştir. Çizelge incelendiğinde, yıllar itibariyle talep dışındaki diğer değerlerde artış gözlenmektedir. Ayrıca çizelgede de görüldüğü gibi, ihraç değerleri yüksek olduğundan cazip bir yatırım konusu olmaktadır. Yatırımı önerilen projenin gerekçesi; Türk el dokumacılığını geliştirmek, yerli hammaddeyi kullanarak katma değeri daha yüksek olan halı gibi nihai ürünleri ihraç ederek döviz kaynaklarını artırmak ve özellikle ilin kırsal bölgelerindeki boş işgücünü değerlendirerek geniş çalışma imkanı sağlamaktır.
Önerilen bu yatırımda yılda 11.250 m2/yıl el halısı ve kilim dokuması yapılarak ve 480 kişi istihdam edebileceği bir tesis olarak düşünüldüğünde 180.000 $’lık bir yatırım gerekecektir.

Çizelge 12. Türkiye Kilim(1) Talep, Üretim, İhracat ve İthalatı

 

Gerçekleşme

Gerçekleşme

Tahmin

Yıllık artış

(%)

2002

2003

2004

M: Miktar (Milyon m2 ) D:Değer (Milyar TL)1998 yılı fiyatlarıyla

2003

2004

M(1)

D(2)

M(3)

D(4)

M(5)

D(6)

(4/2)

(6/4)

Talep

4

3.253

4,2

3.429

4,2

3.460

5,4

0,9

Üretim

37

29.892

46

37.156

50

40.500

24,3

9,0

İhracat

39

30.486

49

37.803

53

41.853

24,0

10,0

İthalat

7

10.955

7,3

12.160

8,1

13.497

11,0

11,0

(1) : Türkiye Tafting, Keçe, Kilim üretimini kapsar.

Kaynak : Ekonomik ve Sosyal Sektörlerdeki Gelişmeler, 2004, DPT

ü Yün iplik üretim tesisi
Yozgat’ta dokuma ve giyim sanayinde son yapılabilir yatırım olan yün iplik üretim tesisi, özellikle kalın tip yün ipliği (strayhgarn) üretimi için önerilmektedir. Ülkemizde üretilen yünlü ipliklerin % 20’si % 100 yünden, % 80’i yünün suni ve sentetik liflerle çeşitli oranlarda karışımından veya % 100 sentetik elyaftan üretilmektedir.
Strayhgarn iplikler, kışlık dış giyim, battaniye ve halı üretiminde kullanılmaktadır. Yünlü iplik üretiminde kullanılan temel girdiler, yün ve akrilik elyaftır. İnce yün ipliğinde ağırlıklı olarak ithal elyaf kullanılmakta, kalın yün ipliğinde ise yerli elyaf veya karışımlı elyaf kullanılmaktadır.

Yozgat’ta kurulması önerilen, halı ve battaniye üretimine yönelik kalın yün ipliği üretecek olan bu tesiste % 100 yerli yün elyaf kullanımı mümkündür. 2002 yılı Yozgat ili yapağı üretimi 2.145 ton olup, Türkiye üretiminin % 5,6’sını oluşturmaktadır.

Türkiye yün ipliği talep, üretim, ihracat ve ithalat verileri Çizelge 13’de verilmiştir. Çizelge incelendiğinde, yıllar itibariyle tüm değerlerde bir artış görülmekte, talep değerlerinin, üretimden fazla olduğu ve bununda ithalatla dengelendiği görülmektedir.

Çizelge 13. Türkiye Yün İpliği Talep, Üretim, İhracat ve İthalatı

 

Gerçekleşme

Gerçekleşme

Tahmin

Yıllık artış

(%)

2002

2003

2004

M: Miktar (Bin Ton ) D:Değer (Milyar TL) 1998 yılı fiyatlarıyla

2003

2004

M(1)

D(2)

M(3)

D(4)

M(5)

D(6)

(4/2)

(6/4)

Talep

140

192.597

147

201.903

151

208.328

4,8

3,2

Üretim

139

191.013

146

200.563

150

206.580

5,0

3,0

İhracat

3,3

5.866

3,3

5.854

3,7

6.469

-0,2

10,5

İthalat

4,5

14.368

4,3

13.779

5,0

15.846

-4,1

15,0

Kaynak : Ekonomik ve Sosyal Sektörlerdeki Gelişmeler, 2004, DPT.

Önerilen bu yatırımda yılda 1.600 ton/yıl kirli yün işlenerek, yılda 900 ton yün iplik üretilecek ve 42 kişi istihdam edebileceği bir tesis olarak düşünüldüğünde 3.800.000 $’lık bir yatırım gerekecektir.

9.2.3. Plastik Sanayinde Yapılabilecek Yatırımlar
Plastik sanayi yurdumuzda petrokimya sanayine paralel olarak gelişmektedir. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de plastiğin, alışılagelmiş malzemeler olan demir, cam, kağıt, tahta vb.’e karşı alternatif bir malzeme olarak ortaya çıkması hızla plastik tüketimini artırmış ve bu sektörün diğer sanayi dallarına entegrasyonu sağlanmıştır.
Dünyada ortalama plastik tüketiminin kişi başına 15 kg olduğu günümüzde, ülkemiz bu seviyeyi ancak yakalamıştır. Plastik işleme sanayiinde faaliyet gösteren kamu kuruluşu yoktur. Türkiye’de plastik sanayi, en son teknolojiyi kullanmakta olup, plastiğin işlenmesinde hammadde, yarı mamul, bitmiş mamul ve personel kalitesi itibariyle dünya standartlarını yakalamış durumdadır.

Yozgat’ta plastik sanayinde gerçekleştirilebilir 2 yatırım tespit edilmiştir.
ü
PVC profil doğrama, PVC ve PE boru üretimi
ü Plastik eşya ve ambalaj malzemesi üretimi
ü PVC profil doğrama, PVC ve PE boru üretimi

Plastik malzemeler, granül halindeki polivinil klorür (PVC) ısı ve basınç altında plastik enjeksiyon makinalarında şekillendirilmesiyle üretilen ürünlerdir. Enjeksiyon makinasında kullanılan kalıba göre kapı ve pencere profili, pis su boruları, dirsek, tabure, masa ve sandalye vb. gibi değişik ürünler elde edilmektedir.
Ürün çeşidine göre kullanılan katkı maddeleri de değişmektedir. Temiz su boruları ise aynı üretim metoduyla polietilen (PE) malzemeden üretilmektedir. Otomobil tamponları ve konsolları, radyo, kaset çalar ve televizyon ve elektronik cihazların kasaları da plastikten üretilen diğer ürünler arasındadır.
Plastik inşaat malzemeleri içerisinde pis su boruları pik pis su borularının, yağmur suyu boruları ise galvanizli sacdan yapılan yağmur suyu borularının yerine inşaatlarda kullanılmaktadır. Tesis etme kolaylığı bakımından galvanizli borular yerine içme suyu tesisatlarında ve kalorifer tesisatlarında da plastik temiz su boruları da kullanılmaktadır. Kullanımı giderek yaygınlaşmakta olan bir başka plastik (PVC) kapı ve pencereleridir.

İnşaat malzemelerine yönelik plastik sanayi yatırımları, plastik kapı-pencere profili üretiminin veya pis-temiz su boru ve bağlantı elemanları üretiminin yapılacağı ayrı veya aynı yatırım çatısı altında gerçekleştirilebilir.
İnşaat sektöründeki gelişmeler ile birlikte, yapımı devam eden ve yapım aşamasındaki gölet ve sulamalarla birlikte tarla tarımında ihtiyaç haline gelen sulama amaçlı boru ihtiyacı dikkate alındığında bölge illerinin de ihtiyaçlarını da karşılayabilmek açısından, ilde PVC boru ve elemanları üretim tesisine yatırım yapılabileceği söylenebilir.
Plaka, levha, tüp ve profiller ile ilgili Türkiye talep, üretim, ihracat ve ithalatı ile ilgili veriler Çizelge 14’de verilmiştir.
Çizelge incelendiğinde, plaka, levha, tüp ve profiller talebinin, üretim ile karşılandığı ve üretimin artmasına rağmen dışa olan bağımlılığın sürdüğü görülmektedir. Ayrıca ihracat değerlerindeki yüksek orandaki artış, yapılacak olan yatırımı cazip hale getirmektedir.

Çizelge 14. Türkiye Plaka, Levha, Tüp ve Profiller Talep, Üretim, İhracat ve İthalatı

 

Gerçekleşme

Gerçekleşme

Tahmin

Yıllık artış

(%)

2002

2003

2004

M: Miktar (Bin Ton ) D:Değer (Milyar TL) 1998 yılı fiyatlarıyla

2003

2004

M(1)

D(2)

M(3)

D(4)

M(5)

D(6)

(4/2)

(6/4)

Talep

-

290.373

-

302.623

-

322.721

4,2

6,6

Üretim

-

299.000

-

331.890

-

365.000

11,0

10,0

İhracat

146

89.397

191

117.173

225

138.174

31,1

17,9

İthalat

114

80.770

124

87.905

135

95.895

8,8

9,1

Kaynak : Ekonomik ve Sosyal Sektörlerdeki Gelişmeler, 2004, DPT.

Önerilen PVC profil doğrama yatırımı, yılda 82.000 m-tül PVC profil üretimi ve 15 kişi istihdam edebileceği bir tesis olarak düşünüldüğünde 650.000 $’lık, PVC ve PE boru üretimi içinde, üretim kapasitesi yılda 800 ton PVC ve PE boru üretimi ve 20 kişi istihdam edebileceği bir tesis olarak düşünüldüğünde 380.000 $’lık bir yatırım gerekecektir.

ü Plastik eşya ve ambalaj malzemesi üretimi
Plastik sanayi esnek üretim modeline en uygun sektördür. Üretim hattında yer alan enjeksiyon makinaları ile enjeksiyon metoduyla üretilen değişik ürünleri aynı çatı altında üretmek mümkündür. Bu sebeple, talepte daralma olması durumunda üretim konusunu değiştirmek veya birden fazla ürünü (poşet, tabak, bardak) aynı yatırımla üretmek mümkündür. Sektörde yerli üreticiler dünya standartlarını yakalamış olup, her türden plastik işleme makinalarının büyük bir bölümü ülkemizde üretilmektedir.
Plastik sanayinde yatırım yapmak isteyecek yatırımcılar açısından sektördeki arz-talep dengesini ortaya koymak için, plastik ambalaj malzemeleri ile ilgili Türkiye talep, üretim, ihracat ve ithalatı ile ilgili veriler Çizelge 15’de verilmiştir.

Çizelge 15. Türkiye Plastik Ambalaj Malzemeleri Talep, Üretim, İhracat ve İthalatı

 

Gerçekleşme

Gerçekleşme

Tahmin

Yıllık artış

(%)

2002

2003

2004

M: Miktar (Bin Ton ) D:Değer (Milyar TL) 1998 yılı fiyatlarıyla

2003

2004

M(1)

D(2)

M(3)

D(4)

M(5)

D(6)

(4/2)

(6/4)

Talep

-

115.615

-

121.731

-

133.788

5,3

9,9

Üretim

-

132.000

-

147.140

-

161.000

11,5

9,4

İhracat

72

36.755

89

46.094

95

49.223

25,4

6,8

İthalat

23

20.370

23

20.685

25

22.011

8,8

9,1

Kaynak : Ekonomik ve Sosyal Sektörlerdeki Gelişmeler, 2004, DPT.

Çizelgeden görüldüğü gibi plastik sanayinde yıllar itibariyle bütün değerlerde artış gözlenmekte ve ihracat değerlerinin yüksekliği dikkat çekmektedir.

9.2.4. Diğer Sektörlerde Yapılabilecek Yatırımlar
Yozgat’ta diğer sektörlerde gerçekleştirilebilir 3 yatırım tespit edilmiştir
ü Tarım alet ve makinaları üretim tesisi
ü Soğuk hava deposu
ü Buğday saplarından oluklu mukavva üretimi
ü Tarım alet ve makinaları üretim tesisi

Tarımsal gelişmenin gereği olarak, yurdumuzda tarım alet ve makinalarına olan ihtiyaç hızla artmaktadır. Artan ihtiyacın zamanında karşılanması amacı ile yeni tesislerin kurulması, imkanlar dahilinde yenilenip modernleşmesi gerekmektedir. Bu sektörde üretim yapan kuruluşlar az sayıda, orta ölçekli kuruluş dışında son derece küçük işletmelerden oluşmaktadır. Aynı zamanda bu işletmeler, birkaç orta ölçekli kuruluş dışında araştırma-geliştirme yapacak yeterli düzeyde nitelikli eleman ve ekipmanı olmayan kuruluşlardır. Toplam firma sayısının % 80’den fazlası, 10 kişiden az istihdamın sağlandığı firmalardan oluşmaktadır.
Yukarıda önerilen yatırım konularından tarım alet ve makinaları Türkiye talep, üretim, ihracat ve ithalatı ile ilgili veriler Çizelge 16’de verilmiştir.

Çizelge 16. Türkiye Tarım Alet ve Makinaları Talep, Üretim, İhracat ve İthalatı

 

Gerçekleşme

Gerçekleşme

Tahmin

Yıllık artış

(%)

2002

2003

2004

M: Miktar (adet ) D:Değer (Milyar TL)

2003

2004

M(1)

D(2)

M(3)

D(4)

M(5)

D(6)

(4/2)

(6/4)

Talep

-

58.509

-

88.965

-

128.000

52,1

43,9

Üretim

-

63.510

-

120.717

-

160.000

90,1

32,5

İhracat

-

17.924

-

51.149

-

55.000

185,4

7,5

İthalat

-

12.923

-

19.397

-

23.000

50,1

27,3

Kaynak : Ekonomik ve Sosyal Sektörlerdeki Gelişmeler, 2004, DPT.

Çizelge incelendiğinde, tüm değerlerde artış görüldüğü ve özellikle ihracattaki 2003 yılı artışı dikkat çekmektedir.

Bölgede büyük gelişme gösteren tarım sektörünün ihtiyaçları ile ilde yapımı devam eden sulama amaçlı sulama ve göletlerin tamamlanması halinde sulanabilen arazi miktarında artışlar olacağı da göz önüne alındığında ve ihracat yanında ithalattaki artış hızını da kontrol altına alabilmek bakımından, Yozgat’ta tarım alet ve makinelerinin yapımına ait bir tesise yatırım yapılabileceği söylenebilir.

Yatırım konusu olan bu tesis için seri üretim yöntemi seçildiği kabul edilirse, toplam yatırım tutarı da 465.000 $ olacaktır. Proje gerçekleştiğinde 60 kişi istihdam edilebilecektir.

ü Soğuk hava deposu
Yaş sebze ve meyveler, hayvansal ürünler ve su ürünler gibi çabuk bozulabilir tarımsal ürünlerin üretiminden başlanarak tüketimlerine kadar soğuk ortamlârda muhafaza edilmeleri gerekir.
Besin maddeleri ihtiyacının istenilen zaman ve miktarda karşılanamamasının başlıca nedenleri şunlardır;

- Soğuk hava imkanlarının sınırlı olması

- Muhafaza tekniğinin bilinmemesi

- Soğuk saklamada çeşitli aksaklıklar

- Bozulabilir ürünlerde tüketim öncesi kayıplar

- Bölgeler arasında üretim miktarındaki farklılıklar

- Ürünlerin üretilmediği bölgelere gönderilememesi

 

Bunlardan da anlaşılacağı gibi soğutma ile tüketiciler ve üreticilerin karşılaştığı bu zararlar azaltılabilir. Çeşitli muhafaza metotları uygulanarak ürünlerin kalite ve kantitelerinin ve korunması, tüketiciye yılın her mevsim kaliteli gıda maddeleri sunmanın yanında üreticilerin ürünlerinin fiyat dalgalanmalarından etkilenmesini en aza indirerek gelirlerinin düşmesini önler. Ayrıca dış pazarlarda pazarlama imkanlarının arttırılması sağlanmış olur.

F Soğuk hava depolarının özellikleri
Yaş meyve ve sebzelerin depolanması için kurulacak soğuk hava depolarının optimum muhafaza koşullarını sağlayacak şekilde projelendirilip kurulması gereklidir. Muhafazada en önemli faktör ısıdır. Yaş sebzeler dondurulduğu zaman hücre zarları çatladığından doğal ortamlara getirildiğinde normal özellikleri kaybolmaktadır.
Bu nedenle yaş meyve ve sebzelerin donma derecelerinin üzerinde muhafaza edilmesi gerekir. Bu sıcaklık dereceleri 1°C ile 15°C arasında değişir. Meyve ve sebzelerin yapısında % 80 den fazla su bulunmaktadır. Ürünlerin su kaybı olmaması için nem oranının bu düzeylerin üzerinde olması gerekir.
İlde üretilen tarımsal ve hayvansal kaynaklı ürünlerin muhafaza edilmesi amacıyla bir soğuk hava deposunun yapılması uygun görülmektedir. Çeşitli meyveler için uygun iklim koşulları ve üretim potansiyeli, depolama ve muhafaza tesislerinin yapılmasını gerektirmektedir. Üretilen ürünlerin bu sayede işlenmiş ürüne dönüşümü sağlanacaktır. Üretilen et ve süt mamulleri, yumurta ve meyve gibi gıda maddelerinin uzun süre bozulmadan muhafaza edilmesi ve uygun zamanda pazarlanması amacıyla böyle bir tesisin yapımı gerçekleştirilebilir görülmektedir.

Önerilen yatırımda 15.000 m3 depolama kapasitesi ve 15 kişi istihdam edebileceği bir tesis olarak düşünüldüğünde 725.000 $’lık bir yatırım gerekecektir.

ü Buğday saplarından oluklu mukavva üretimi
F Kompozit malzeme yapımında buğday sapının kullanması

1. Hammadde yeterliliğ
Türkiye orman kaynaklarına da sahip olmasına rağmen bir tarım ülkesidir ve İç Anadolu bozkırları, Çukurova ve Güneydoğu Anadolu gibi bir çok alanını tarıma ayrılmıştır. Tarımdaki asıl amaç tahıl ve diğer tohumların hasatı olmasına rağmen, şu anda yakılan yada tekrar sürülerek toprağa gömülen tarım atıklarının daha değişik şekillerde değerlendirilmesine yönelik büyük ilgi vardır.
Türkiye kaynak olarak çok büyük buğday ve diğer tahıl sapları, kendir sapları ve diğer tarımsal atık potansiyeline sahiptir. Kompozit yapımında en çok umut veren kaynak hammaddeler buğday sapları, diğer tahıl sapları, kendir ve kenevir saplarıdır. Buğday saplarının dünyada ve Türkiye’deki potansiyeli, kimyasal ve morfolojik özellikleri diğer bitkisel liflerinki ile karşılaştırıldığında buğday sapları tarımsal lifler/yıllık bitkiler arasında en önemli yeri işgal etmektedir.

2. Buğday sapının özellikleri
Buğday saplarının lif yapısı ve kimyasının, bu hammaddelerin kompozit malzeme üretimi esnasında işlenmesi ve de üretilen levhanın özellikleri üzerinde çok önemli etkisi vardır. Buğday sapı bağlantı yerlerinden boğumlarla ayrılmış, dik ve silindir şeklinde gövdelerdir. Saplar genelde altı iç-boğuma sahip olup cinslerine, iklime ve toprağın durumuna bağlı olarak 0,5 ile 1,5 metre arasında uzunluğa ulaşırlar.
Lignosellülozik lif yapıları dolayısıyla odunu andıran buğday sapları gibi tahıl sapları tarihsel olarak kağıt hamuru ve kağıt yapımında geniş olarak kullanılmıştır. Fakat Kuzey Amerika ve Avrupa’nın büyük bir kısmında odundan kağıt hamuru üretimi çok ekonomik duruma geldiği için buğday saplarının kağıt endüstrisindeki kullanımları zarar görmüş ve azaltılmıştır. Çoğu Asya, Güney Amerika ve Doğu Avrupa ülkeleri hala tahıl saplarını kağıt hamuru üretiminde kullanmaktadırlar.
Buğday saplarındaki lignin miktarı ise yaklaşık olarak % 20’dir. Ligninler son derece karmaşık, şekillenmemiş ve fenolik gruplardan oluşmuş doğal bir polimerlerdir. İğne yapraklı ağaçlardaki, yapraklı ağaçlardaki ve tarımsal bitkilerdeki lignin bazı kimyasal farklılıklar gösterir. Tarımsal bitki dokularında, lignin selüloz lif duvarları arasında ve içerisinde sertliğin oluşmasını sağlayan madde görevine sahiptir.
Bitki yapısındaki organik olmayan maddeler, kül olarak anılırlar ve küller bitkinin 575°C’de yakıldıktan sonra geride kalan mineral kalıntılarıdır. İşlenmemiş saplardaki kül miktarı % 4 ile % 8 arasında olup, bunların çoğunu ise silikatlar (% 3-7) oluşturmaktadır. Buğday sapları nötr çözücülerle uzaklaştırılabilen düşük molekül ağırlıklı maddeler de içerir. Ekstraktif olarak anılan bu maddeler fenoller, yağlar, yağ asitleri ve vaks gibi farklı grup maddeleri içerirler.

3.Bitkisel liflerin kompozit malzeme üretiminde kullanımının potansiyel avantaj ve dezavantajları
3.1. Avantajlar
Kompozit malzeme üretiminde fark edilir derecede odun lifi kıtlığı söz konusudur. Çünkü odun lifleri için kağıt fabrikalarıyla rekabet edilmekte, ağaç kesim ve işlemesi azalmakta ve tomruk kalitesi düşmektedir. Bununla birlikte çevreciler tarafından konulan ağaç kesimini azaltma baskısı ve yasalarla teşvik edilen bitkisel liflerin kullanılması yönündeki baskılar da mevcuttur.
Örnek olarak, tarım atıklarının başka amaçlar için değerlendirilmesi sapların tarlada yakılmasını azaltarak çevrecil bir fayda sağlar ve yasak olan açık yakmaları engelleyebilir. Tarım haricinde kullanılmak üzere oldukça fazla miktarda tarımsal biyokütle, kompozit malzeme üretimi için uygun durumdadır. Kuzey Amerika’da her yıl yaklaşık 365.000.000 ton (kuru halde) odun lifi harici lif üretilmektedir. Sadece yaklaşık olarak tahıl saplarının 1/3’ü tarım dışı kullanım için uygun durumda olmasına rağmen, bu miktar kompozit üretiminde kullanılan bütün odun liflerinin yerini hacimsel olarak doldurabilecek kapasitededir.
Tarımsal atıklardan üretilen kompozit malzemeler piyasalarda birincil ürün olma potansiyeline sahiptir. Çünkü üretim esnasında formaldehit çıkarmaması, ürünün yenilenebilirliği ve yeşil sertifika alabilmesi gibi çevrecil avantajları olduğu gibi, su almaya karşı direnç, kolay işlenme ve düşük yoğunluk gibi bir takım fiziksel özelliklere de sahiptir. Ayrıca, su absorpsiyonunun kritik olduğu yerlerde kullanılacak kompozit materyallerin üretiminde verimli prosesler uygulandığı taktirde, termoset ve termoplastik malzemelerde takviye edici/katkı materyali olarak inorganik ve odun unu gibi materyallere alternatif olarak kullanılabileceği tespit edilmiştir.
Buğday sapı gibi tarımsal atıklar düşük yoğunluğa sahip olmaları ve aşınmaz özelliklerinde dolayı kompozit malzemelerde mükemmel bir dolgu özelliği göstermektedir. Bu ise plastiklerin uzun süre dayanabilmesini/kullanılabilmesini sağlamaktadır. Kanada gibi gelişmiş ülkelerde buğday saplarının kompozit yapımında ana malzeme olarak kullanılması son derece normal olduğu gibi ülkemizde de bu tür girişimlerin beklenmesi ve bu yöndeki çalışmalara ağırlık verilmesi gelecek açısından isabetli bir karar olacaktır.
Küçük miktardaki saplar hayvan yatağı, tümseklerin düzeltilmesi ve hayvan beslenmesinde kullanılmasına rağmen, sapların büyük bir çoğunluğu toprakla birlikte sürülmekte, ya da tarlada yakılmaktadır. Her iki yolda bir takım faydalar sağlamasına rağmen, tarlada yakma olayı çevre problemi oluşturup, ülkemizdeki önde gelen orman yangınlarına neden olmaktadır. 1988 yılında ülkemizde ağaçların % 15’i, alan olarak ta % 14’ü anız yakımından dolayı tahrip edilmiştir.

3.2. Dezavantajları
Buğday sapları ve odun dışındaki diğer lifli bitkiler dağınık yapıda olmaları, düşük hacim yoğunluğuna sahip olmaları ve hasat zamanlarının kısa olması (4-6 hafta) dolayısıyla elverişsizdirler. Bu sebeple toplanması, desteler haline getirilmesi, taşınması, depolanması, yangın ve biyolojik bozulmaya karşı korunması için fazladan masraflar gerekmektedir.
Yıllık 19 mm kalınlığında, 7.5 milyon m2 levha üretme kapasitesindeki tipik bir kompozit fabrikası, günde 400 m3 diğer bir deyişle 285 ton kuru-sapa ihtiyaç duyar. Buna ilaveten 110.000 ton buğday sapı 1 yıla yakın süre içerisinde kullanılmak üzere depolanmak zorundadır. Materyalin suyla temasını minimuma indirmek ve biyolojik bozulmayı önlemek amacıyla depolama esnasında yeterli koruma sağlanmalıdır.
Mantar saldırıları da biokütlenin azalmasına, lif kalitesinin düşmesine (zayıf ve daha çok kırıntı üretimi) ve küf sporları oluşumuna sebep olarak sağlık problemlerine sebep olur. Bunlarla birlikte depolanmış saplar rüzgarla gelen tozlarla kirlenme, potansiyel olarak yangınla kayıp verme aynı zamanda da fare ve diğer biyotik zararlıların saldırısına maruz kalma ihtimaline sahiptir.
Bitkisel atıkların genelde kullanılan tutkallarla yapıştırılması zor olabilir. Buna örnek olarak buğday saplarının üreformaldehit tutkalıyla yüksek tamponlama kapasiteleri ve mum (vaks) miktarları dolayısıyla zor yapıştırılması gösterilebilir. Alternatif olarak sunulan izosiyanat tutkallarının da kendine has sorunları vardır. Bunlara örnek olarak yüksek fiyatları ve eğer yüzeye yapışmayı önleyici kimyasallar kullanılmazsa press yüzeyine yapışmaları sayılabilir.
Buğday sapları diğer çoğu tarımsal atıklarda olduğu gibi yüksek silika oranına sahiptir. Bu ise parçaların işlenmesini ve üretilen levhanın makinalarca işlenen özelliklerini etkiler. Yüksek mum (vaks) oranı genelde adhezyon problemi yaratır ve genelde uzun süreli preslemeyi gerektirir. Odun harici liflerin öz miktarının artması genelde biokütlenin eleklerde azalmasına ve küçük parçaların oluşmasına sebep olur. Buna karşın odun ise daha uniform yapıdadır.

4. Buğday Saplarından Levha Üretimi
Buğday sapları birçok levha üretiminde kullanılma potansiyeline sahiptir ve iç mekanlarda kullanılan yonga levha, MDF ve yapı malzemelerine rakip olma potansiyeli vardır.

F Sonuç ve Öneriler
Birçok ülke son derece büyük orman endüstrilerine ve yüksek hacimlerdeki odun atığı kaynaklarına sahip olmalarına rağmen, tarım atıklarından kompozit levhalar üretimine olan ilgi gün geçtikçe bir artış göstermektedir. Bu konuda yapılan birçok çalışma göstermiştir ki, yoğun teknolojik gelişmeler ve üretim problemlerinin çözülmesi ile buğday saplarından kompozit levhalarının üretilmesi başarılı olmuştur.
Gerçekten de buğday sapı ile üretilen yonga ve lif levhaların odundan üretilenlerden birçok özellik (fiziksel ve mekaniksel) bakımından daha avantajlı olduğu tespit edilmiştir. Bu da özellikle bu konuda fazla araştırma yapan Kanada’da kompozit panel üreticilerinin tarım atıklarını kullanma isteklerini arttırmıştır.
Yozgat’ta 2003 yılında yapılan buğday ekimi 330.000 hektar civarındadır. Bu da 650.000 ton buğday sapının kompozit malzeme üretimi için kullanılabileceğini göstermektedir. Bu ise Yozgat’ta bir yılda 19 mm kalınlığında 40 milyon m2 kompozit malzeme üretilmesi için yeterlidir. Söz konusu potansiyel göz önüne alınarak Yozgat’de bu tip araştırma ve uygulamaya yönelik çalışmaların yapılması kaçınılmazdır.

2.

EK'LER

A.

Yatırımlara Yönelik Devlet Destekleri

1.

Teşvik Belgeli Yatırımlarda Devlet Destekleri (2002/4367 Sayılı Karar)

2.

Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelere ( Kobi) Yönelik Devlet Destekleri

3.

Organize Sanayi Bölgeleri (Osb) ve Küçük Sanayi Sitelerine (Kss) Uygulanan Devlet Destekleri

4.

Hizmet Destekleri ve Diğer Destekler

5.

Finansman Mekanizmaları

6.

İhracata Yönelik Devlet Destekleri

7.

Yatırımların ve İstihdamın Teşviki (2004/5084 Sayılı Kanun)

EK A. YATIRIMLARA YÖNELİK DEVLET DESTEKLERİ
Herhangi bir yörede yatırım fikirlerinin gelişmesi ve yatırıma yönelmeyle başlayan yatırım sürecinde, yatırımların yurdumuzun her tarafına dengeli bir biçimde dağılması, bölgeler arası gelişmişlik farklılıklarının azaltılması gibi temel amaçlarla, gerek yatırımların gerçekleştirilmesi öncesinde, gerekse yatırım dönemi içerisinde, devletçe sağlanan değişik yatırım destekleri ile yatırımların kolaylıkla gerçekleştirilmesine ve gelişmemiş yörelerimizin de gelişmesine yardımcı olunmaya çalışılmaktadır.
Kamuoyunda genel olarak sadece “teşvikler” olarak bilinen devlet destekleri ile diğer destekler kapsamında, yatırımcılara sağlanan devlet destekleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:

Devlet Destekleri
ü Genel Teşvik Belgeli Yatırımlarda Devlet Yardımları
-Genel Teşvikler
-Krediler
ü KOBİ Teşvik Belgeli Yatırımlarda Devlet Yardımları
-Genel Teşvikler
-Krediler
ü Bölgesel Gelişmeye Yönelik Teşvikler
ü KSS ve OSB’lere Yönelik Teşvikler

Hizmet Destekleri
ü Yatırımcıyı Yönlendirme Hizmetleri
ü Teknoloji Geliştirme ve Destekleme Hizmetleri
ü Proje Hizmetleri
ü Girişimciliği Geliştirme Hizmetleri
ü Bölgesel Kalkınma Hizmetleri
ü Eğitim Hizmetleri
ü Tanıtım Hizmetleri
ü Kredi Garanti Hizmetleri

İhracatı Geliştirme Hizmetleri ve Pazar Araştırmaları
ü İhracatı Geliştirme Hizmetleri
ü Pazar Araştırmaları

Yatırımların ülke geneline dengeli bir şekilde gerçekleştirilmesi, sosyo-ekonomik yönden gelişmemiş yörelerin kalkınmaları sağlanarak bölgeler arasındaki gelişmişlik farklarının ortadan kaldırılması, ülkemize kazandırılması önemli olan teknolojilerin gelişmesinin sağlanması temin edilerek, ülke genelinde hızlı ve dengeli bir sanayileşmenin ve kalkınmanın gerçekleştirilmesi amacıyla, yatırımlara yönelik doğrudan veya dolaylı destekleri içeren devlet destekleri sağlanmaktadır.
Söz konusu devlet desteklerinden genel ve KOBİ destekleri, herhangi bir bölge veya sektör ayırımı gözetilmeksizin bütün yatırımlara uygulanırken, bölgesel kalkınmayı sağlamaya yönelik devlet destekleri ise sadece teşviklerin uygulandığı bölgelerde yer alan veya alacak yatırımlara uygulanmaktadır.
Genel olarak devlet destekleri, bütçeden kredi temini hariç, tamamen dolaylı desteklerden oluşmaktadır. Bu kapsamda sağlanan dolaylı destekler, yatırım indirimi, gümrük muafiyeti, KDV istisnası ve vergi, resim ve harç istisnalarından oluşmaktadır.
Yatırım desteklerinden bütçe kaynaklı krediler ise nakit temini gibi doğrudan desteklerden oluşmaktadır. Bununla birlikte bütçe kaynaklı krediler ilgili çizelgede de açıklandığı gibi sadece belirli özelliklerdeki yatırımlara tahsis edilmektedir.
Küçük ve orta ölçekli işletmelere verilen KOBİ teşvikleri de genel teşvikler gibi doğrudan ve dolaylı desteklerden oluşmaktadır. Dolaylı teşviklerden oluşan genel destekler kapsamında, genel yatırım desteklerinde olduğu gibi yatırım indirimi, gümrük muafiyeti, KDV istisnası ve vergi, resim ve harç istisnaları yer almaktadır. Doğrudan KOBİ destekleri kapsamında ise işletmelere, işletme büyüklüklerine göre değişen miktarlarda kredi desteği sağlanmaktadır.
Ülkemizde halihazırda uygulanmakta olan genel teşvik tedbirleri ile KOBİ'lere yönelik olarak uygulanmakta olan KOBİ teşvik tedbirlerinin yanında, bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılmasına yönelik özel destekler ile yapılacak yatırımların küçük sanayi siteleri (KSS) ile organize sanayi bölgelerinde (OSB) gerçekleştirilmesinin sağlanması amacına yönelik olarak da değişik bazı teşvik tedbirleri uygulanmaktadır.
Ayrıca serbest bölgelerde yer alacak yatırımlara da değişik destekler sağlanmaktadır.

1. TEŞVİK BELGELİ YATIRIMLARDA DEVLET DESTEKLERİ (2002/4367 Sayılı Karar)
Yatırımların desteklenmesi suretiyle bölgeler arası dengesizliklerin giderilmesi, istihdam yaratılması ve uluslar arası rekabet gücünün artırılması, tasarrufların katma değeri yüksek, ileri ve uygun teknolojileri kullanan yatırımlara yönlendirilmesi amaçlanmaktadır.

Yatırımın teşvik kapsamına alınabilmesi için asgari sabit yatırım tutarının;
è Kalkınmada öncelikli yörelerde asgari sabit yatırım tutarının 200 Milyar Türk Lirası,

è Diğer yörelerde asgari sabit yatırım tutarının 400 Milyar Türk Lirası olması
gerekmektedir.

Destek Unsurları

Uygulayıcı Kuruluş

Yararlanıcılar

Gümrük Vergisi ve
Toplu Konut Fonu İstisnası

Gümrük Müsteşarlığı

Teşvik Belgeli Yatırımcılar

Yatırım İndirimi *

Maliye Bakanlığı

Teşvik Belgeli Yatırımcılar

Katma Değer Vergisi İstisnası

Maliye Bakanlığı

Teşvik Belgeli Yatırımcılar

Vergi, Resim ve Harç İstisnası *

Maliye Bakanlığı

Kredi Kullandıran Bankalar

Teşvik Belgeli Yatırımcılar

Bütçe Kaynaklı Kredi Tahsisi

Hazine Müsteşarlığı, Kalkınma Bankası, T.C. Halk Bankası, T.C. Ziraat Bankası, Maliye Bakanlığı, Kredi Kullandıran Bankalar, T.C.Vakıflar Bankası, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası

Teşvik Belgeli Yatırımcılar

2.1. Teşvik Belgeli Kobi Yatırımları (2000/1822 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı)

İşletme Büyüklüğü

Mikro İşletme

Küçük İşletme

Orta İşletme

İşçi Sayısı

1- 9 İşçi

10-49 İşçi

50-250 İşçi

KOBİ'lerin makine ve teçhizat harcamaları ile ham madde ve işletme malzemesi alımlarının desteklenmesi amacıyla Hazine Müsteşarlığınca 950 milyar Türk Lirasını aşmayan yatırımlar için KOBİ Teşvik Belgesi düzenlenmektedir.

Teşvik Belgeli Yatırımlara Uygulanacak Destek Unsurları:

Destek Unsurları

Uygulayıcı Kuruluş

Yararlanıcılar

Gümrük Vergisi ve Toplu Konut Fonu İst.

Gümrük Müsteşarlığı

Teşvik Belgeli KOBİ'ler

Yatırım İndirimi *

Maliye Bakanlığı

Teşvik Belgeli KOBİ'ler

Katma Değer Vergisi İstisnası

Maliye Bakanlığı

Teşvik Belgeli KOBİ'ler

Vergi, Resim ve Harç İstisnası *

Maliye Bakanlığı
Kredi Kullandıran Bankalar

Teşvik Belgeli KOBİ'ler

Bütçe Kaynaklı Kredi Tahsisi

Hazine Müsteşarlığı,
Türkiye Halk Bankası, Türkiye Kalkınma Bankası

Teşvik Belgeli KOBİ'ler

2.2. Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (Kosgeb) Destekleri
KOSGEB küçük ve orta ölçekli sanayi işletmelerinin teknolojik yeniliklere süratle uyumlarını sağlamak, rekabet güçlerini yükseltmek, ekonomiye katkılarını ve etkinliklerini artırmak amacıyla kurulmuş olup, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile ilgili bir kamu kuruluşudur.

Kosgeb Tarafından Kobi’lere Sağlanan Destekler

Danışmanlık Desteği

Yurt içi KOSGEB Bölgesel Fuarlarına Katılım Desteği

CE İşaretlemesine İlişkin Test ve Genel Test/Analiz Destekleri

İhracata Yönlendirme Desteği

Teknoloji Araştırma ve Geliştirme Desteği

Marka Oluşturma ve Tanıtım Desteği

Bilgi Ağları ve e-İş Desteği

İş Geliştirme Merkezi Desteği

Yerel Ekonomik Araştırma Desteği

Yeni Girişimci Desteği

Ortak Kullanım Amaçlı Makina-Teçhizat Desteği

Nitelikli Eleman İstihdamı Desteği

Eğitim Destekleri

Bilgisayar Yazılımı Desteği

Yurtdışı Pazar Araştırma Desteği

Patent Faydalı Model, Endüstriyel Tasarım Desteği

İhracat Amaçlı Yurt Dışı İş Gezisi (İYİG) Programı Katılım Desteği

Alt Yapı ve Üst Yapı Proje Desteği

Milli Katılım Düzeyindeki Yurt dışı Fuarlara Katılım Desteği

Özelleştirme Sosyal Destek Projesi

Milli Katılım Dışındaki Yurt dışı Fuarlara Katılım Desteği

Fon ve Sermaye Yönetimi

Yurtdışı Daimi Sergi (Show-Room) Katılım Desteği

Yabancı Danışman Desteği Programı

Yurt içi Uluslar Arası Sanayi İhtisas Fuarlarına Katılım Desteği

3. ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ (OSB) ve Küçük Sanayi Sitelerine (Kss) Uygulanan Devlet DESTEKLERİ

3.1. Genel

Destek Türleri *

Uygulayıcı Kuruluş

Yararlanıcılar

OSB ve KSS Yapım Hizmetleri

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı

OSB'lerde Yatırım Yapacak Müteşebbisler,
KSS’lerde Küçük Müteşebbisler

OSB Etüt Hizmetleri

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı

OSB'lerde Yatırım Yapacak Müteşebbisler

OSB Kamulaştırma Hizmetleri

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı

OSB'lerde Yatırım Yapacak Müteşebbisler

3.2. Organize Sanayi Bölgelerine (Osb) Tanınan Muafiyetler

Vergi Türü

O.S.B'de Yer Alan İşletmeler

OSB Tüzel Kişiliği

Emlak Vergisi

Muaf

Muaf

Atık Su Bedeli

Muaf

Muaf

Elektrik ve Havagazı Tüketim Bedeli

Muaf Değil

Muaf

KDV

Muaf Değil

Muaf

Bina İnşaat Harcı ve Yapı Kullanma İzin Harcı

Muaf

Muaf

 

3.3. Küçük Sanayi Sitelerine (Kss) Tanınan Muafiyetler

Vergi Türü

Küçük Sanayi Siteleri

Açıklama

Emlak Vergisi

Muaf

1319 ve 3365 Sayılı Kanunlar

Çevre Temizlik Vergisi

% 50 İndirimli

2464,3914 Sayılı Kanunlar ve 93/5105 Sayılı B.K.K.

Bina İnşaat Harcı ve Yapı Kullanma İzin Harcı

Muaf

2464 Sayılı Kanu

4.HİZMET DESTEKLERİ VE DİĞER DESTEKLER
Birçok kamu kurum ve kuruluşunca yatırım öncesi, yatırım aşaması ve işletme döneminde yatırımcılara değişik destekler verilmektedir. Söz konusu destekler kapsamında yatırımcılara yönlendirmeden teknoloji seçimi ile makina ve teçhizat yardımına kadar çok çeşitli konularda destekler sunulmaktadır.

4.1. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Sanayi Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğünce Sunulan Hizmetler

Girişimcilere yönelik olarak;

  • Sanayi Potansiyeli ve Yatırım Alanları Araştırmaları,
  • Sektör Araştırmaları,
  • Sanayi Profilleri,
  • Fizibilite Etütleri,
  • Yatırımcı Rehberi,

4.2. Türkiye Kalkınma Bankasınca Sunulan Hizmetle
Türkiye Kalkınma Bankası finansman desteğine ek olarak;

  • Yöresel Uygun Yatırım Alanları Araştırması,
  • Sektör Araştırmaları,
  • Yerel Yatırım Alanları ve Yerel Ekonomik Gelişme Programı çalışmaları yapmaktadır.

5. FİNANSMAN MEKANİZMALARI
5.1. Yatırımlarda Bütçe Kaynaklı Krediler

Yatırımların desteklenmesi amacıyla her yıl bütçe kanunu ile ayrılan ödenek çerçevesinde Hazine Müsteşarlığınca uygun bulunan projelere yatırım ve/veya işletme kredisi tahsis edilmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

YATIRIM KREDİLERİ

İŞLETME KREDİLERİ

ARACI BANKALAR

Öncelikli Teknoloji Alanları, Bölgesel Gelişme Yatırımları Kapsamındaki İller ve K.Ö.Y’lere Taşınacak Yatırımlar

Bölgesel Gelişmeye Yönelik Yatırımlar

K.Ö.Y’lerde İmalat Tarımsal Sanayi ve Madencilik Konularında

Kredi

Miktarı

400 Milyar TL
(Azami)

4,5 Trilyon (Azami)

500 Milyar TL (Azami)

(Yat. Tut. % 50)

200 Milyar TL (Azami)

- Halkbank,

- Ziraat Bank.

- Türkiye Kalkınma Ban.

- Vakıfbank,

- T. Sınaî Kalkınma Ban.

Faiz

Oranı

% 20

% 20

% 20

% 30

Vade

6 yıl
(3 yıl ödemesiz)

6 yıl (3 yıl ödemesiz)

5 yıl

(3 yıl ödemesiz)

2 yıl

 

5.2. Küçük ve Orta Ölçekli İşletme (Kobi) Kredileri (Bütçe Kaynaklı)
Yatırım kredisi:
Makine ve teçhizat alımı (turizm, eğitim ve sağlık yatırımlarında kısmen inşaat dâhil)
İşletme kredisi: Ham madde ve işletme malzemesi alımı

 

Yatırım Kredisi

İşletme Kredisi

Aracı Bankalar

Kalkınmada Öncelikli Yöre

Diğer

Kalkınmada Öncelikli Yöre

Diğer

- Halkbank,

- Türkiye Kalkınma Bankası

Kredi Miktarı

475 Milyar TL

190 Milyar TL

Faiz Oranı

% 10

% 15

% 15

% 25

Vade

4 yıl (1 Yıl Ödemesiz)

2 yıl

 

İmalat ve Tarımsal Sanayi Sektörlerinde
Faizsiz Sabit Yatırım Tutarının Kredilendirilme Oranları (*)

İşletme Büyüklüğü

Kalkınmada Öncelikli Yöre

Normal Yöre

Gelişmiş Yöre

Mikro İşletmeler (1-9 işçi)

% 60

% 50

% 40

Küçük İşletmeler (10-49 işçi)

% 50

% 40

% 30

Orta İşletmeler (50-250 işçi)

% 40

% 30

% 20

5.3. Türkiye Halk Bankası Kredileri
Türkiye Halk Bankası tüm bankacılık işlemlerinin yanı sıra esnaf, sanatkâr, küçük
ve orta ölçekli sanayi işletmelerine (KOBİ) finansman ve finansman dışı (danışmanlık, eğitim) faaliyetlerle destek olunmaktadır. Kredi konuları;

Banka Kaynaklı Krediler

KOBİ Sanayi Kredisi

İş Yeri Edindirme ve Yenileme Kredisi

KOBİ İleri Teknoloji Kredisi

Onarım Kredisi

İş Makineleri Kredisi

KOBİ Spot Kredisi

ISO 9000 Kalite Standartları Belgesi ve CE İşareti K.

Büyük Ölçekli Sanayi Kredisi

Fuar ve Sergilere Katılma Kredisi

Genç ve Kadın Girişimci Kredisi

Bilgisayar Yazılım Kredisi

Oda Üyelerine Nakdi-Gayri Nakdi Kredi

Ürün Geliştirme Kredisi

TOBB-Halkbank Destek Kredisi

Fon Kaynaklı Krediler

Teşvik Belgeli KOBİ Kredisi

Orta ve Uzun Vadeli AYB Kredisi

Sanayileşme Fonu Döviz Kredisi

 

5.4. Türkiye Sınaî Kalkınma Bankası Kredileri
TSKB özel sektör yatırımlarına mali destek sağlama, danışmanlık, teknik yardım ve finansal
aracılık hizmetleri vermektedir. Bankaca kullandırılan kredi türleri:

Türkiye Sınaî Kalkınma Bankası Kredileri

Dünya Bankası Kredileri

- İhracat Finansmanı Aracılık Kredisi

- Yenilenebilir Enerji Kredisi

Avrupa Yatırım Bankası Kredileri

- Özel Sektöre Ait İmalat Sanayi, Tarıma Dayalı Sanayi, Turizm ve Hizmetler Sektöründe Faaliyet Gösteren Firmaların Yatırım Projelerine Finansman Sağlamak Amacıyla Kullandırılmaktadır.
- Çevre Kredisi

Alman Kalkınma Bankası (KfW) Kredileri

- KfW Alman Sanayileşme Fonu
- KfW Çevre Kredisi
- KfW KOBI Kredisi

Avrupa Konseyi Kalkınma Bankası Kredileri

 

5.5. Türkiye Kalkınma Bankası Kredileri
Sanayi Kredileri:
Yabancı kaynaklardan orta–uzun vadeli yatırım ve işletme kredileri, kısa vadeli ihracat kredileri kullandırmaktadır. Kredi konuları;

5.5.1. Orta ve Uzun Vadeli Krediler

Döviz Kredileri

TL Kredileri

KfW Kaynaklı Döviz Kredisi

Banka Kaynaklı Yatırım ve İşletme Kredileri

UBS AG Kaynaklı Döviz Kredisi

Banka Kaynaklı Yatırım ve İşletme Kredileri (Dövize End.)

İslam Kalkınma Bankası Kredisi

Genel Bütçe Kaynaklı KOBİ Kredileri

Banka Kaynaklı Döviz Kredisi

Genel Bütçe Kaynaklı Bölgesel Gelişmeye Yönelik Yat. K.

Avrupa Yatırım Bankası Kredisi

Genel Bütçe Kaynaklı K.Ö.Y. Yönelik Krediler

Avrupa Konseyi Kalkınma Ban.Kr.

Genel Bütçe Kaynaklı Krediler

5.5.2. Kısa Vadeli Krediler: İhracat kredileri
5.6. Vakıfbank Kobi Kredileri

Vakıfbank Kobi Kredileri

KOSGEB Destekli KOBİ Kredileri

Sanayi ve Ticaret Odalarına Kullandırılan Krediler

İşletme Kredileri

Tarım Sektörü Kredileri

Ham Madde Alım Kredileri

Turizm Sektörü Kredileri

İş Yeri Edindirme Kredileri

 

5.7. Kredi Garanti Fonu (Kgf)
Küçük işletmeler banka kredisi imkanlarına büyük işletmeler kadar kolay ulaşamamaktadırlar. Bunun sebeplerinden birisi olan teminat problemi KGF garanti/kefaleti ile giderilmekte, bu sayede KOBİ’lerin de banka kredileri kullanma imkanı doğmaktadır.

Kredi Garanti Fonu

Kuruluşunda Yer Alan Kurum/Kuruluşlar

TESK, TOBB, TOSYÖV, MEKSA, KOSGEB ve Türkiye Halk Bankası A.Ş
KGF’nin üstlendiği garanti/kefaletin karşılığını oluşturan teminat sorumluluk fonu Alman Teknik İşbirliği Kurumu (GTZ) ve KOSGEB (Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı) tarafından konulmuştur.

Teminat Verdiği Bankalar

T.Halk Bankası A.Ş., T.Garanti Bankası A.Ş., Şekerbank T.A.Ş., T.Vakıflar Bankası T.A.O. ve Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.

Muafiyetleri

Kurumlar Vergisi, Katma Değer Vergisi ve Damga Vergisi istisnası

Yararlanıcılar

Türkiye’deki tüm küçük ve orta boy işletme (KOBİ) sahibi tacir ve sanayiciler ile esnaf ve sanatkarlar ile genç girişimciler.

Garanti/Kefalet Üst Sınırı

En çok 400.0000 EURO eşdeğeri TL. sidir.
- 200.000 EURO’ya eşdeğer TL.’ye kadar olan talepler için kredinin azami % 80’i
- 200.000 EURO’yu aşan garanti/kefaletlerde azami % 70’ine garanti/kefalet verilmektedir.

Uygulanan Oranlar

Kredi vadesi boyunca her yıl peşin olarak, garanti/kefalet bakiyesi üzerinden %3 oranında, gayri nakdi kredilerde ise % 2 oranında komisyon alınmaktadır.

Kredi Türleri

Yeni İş Kurma

Nakit Sıkıntısı Giderme

Mevcut Tesislerin Genişletilmesi

İhracatın Finansmanı

Hammadde Temini

İthalatın Finansmanı

Yeni Teknoloji Kullanımı

Teminat Mektubu Amaçlı Krediler

Yeni İşyerine Taşınma

KOBİ’lerin Kullandığı Diğer Nakdi ve Gayri Nakdi Krediler

6. İHRACATA YÖNELİK DEVLET DESTEKLERİ
6.1. Dış Ticaret Müsteşarlığınca Uygulanan Destekler

Bölgeler arası farklılıklardan kaynaklanan ekonomik ve sosyal dezavantajların ortadan
kaldırılmasına, yeni eğitim olanakları sağlanarak istihdamın güçlendirilmesine, özellikle yeni ürün, üretim sistemi ve teknoloji kullanan sektörlerde araştırma ve geliştirme programlarının uygulanmasına, aynı üretim alanında faaliyet gösteren küçük ve orta ölçekli işletmelerin örgütlenmelerine, çevre sorunlarının önlenmesi için sanayinin yeniden yapılanmasına, GATT taahhütleri çerçevesinde tanın ürünlerinin desteklenmesine, ürünlerimizin uluslar arası alanlarda tanıtım ve pazarlanmasına ilişkin devlet yardımlarını kapsamaktadır.

Destek Türü

Uygulayan Kuruluşlar

Yararlanıcılar

Çevre Maliyetlerinin

Desteklenmesi

- Dış Ticaret Müsteşarlığı

- KOBİ'ler

Yurt Dışında Milli veya

Bireysel Düzeyde Gerçekleştirilen Fuar Katılımlarının Desteklenmesi

- Dış Ticaret Müsteşarlığı
- İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterlikleri

- Üretici Firmalar
- Pazarlamacı Firmalar
- Organizatörler

Pazar Araştırması Desteği

- Dış Ticaret Müsteşarlığı
- İGEME
- İKV

- KOBİ'ler
- Sektörel Dış Ticaret Şirketleri
- Üretici Dernekleri

Yurt Dışında Ofis, Mağaza Açma,İşletme ve Marka Tanıtım Faaliyetlerinin Desteklenmesi

- Dış Ticaret Müsteşarlığı
- İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterlikleri

- Şirketler
- Sektörel Dış Ticaret Şirketleri

Eğitim Desteği

- Dış Ticaret Müsteşarlığı
- İGEME

- KOBİ-Sektörel Dış Ticaret Şirketleri
-SDŞ ORT. ŞİR.

Tarımsal Ürünlerde İhracat İadesi Desteği

- Dış Ticaret Müsteşarlığı

-Tarım Ürünleri İhracatçıları

İstihdam Desteği

- Dış Ticaret Müsteşarlığı

- Sektörel Dış Ticaret Şirketleri

Türk Ürünlerinin Yurt Dışında
Markalaşması ve Türk Malı İmajının Yerleştirilmesine Yönelik Faaliyetin
Desteklenmesi

- Dış Ticaret Müsteşarlığı
- İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterlikleri

- İhracatçı Birlikleri
- Üretici Birlikleri
- Şirketler
- Türk Moda Tasarımcılar
- Turquality İşleticileri

6.2. İhracat, İhracat Sayılan Satış ve Teslimler ile Döviz Kazandırıcı Hizmet ve Faaliyetlerde Vergi, Resim ve Harç İstisnası

Destek Türleri

Uygulayıcı Kuruluşlar

Yararlanıcılar

Vergi, Resim ve Harç İstisnası

Gümrük İdareleri, T.C. Merkez Bankası,
İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterlikleri,
Bankalar, Noterler, Özel Finans Kuruluşları, Faktoring Şirketleri, Sigorta Şirketleri

İhracatçı ve Bazı Döviz Kazandırıcı Hizmetlerle İştigal Edenler

6.3. Dahilde İşleme Rejimi

Destek Türleri

Uygulayıcı Kuruluşlar

Yararlanıcılar

Vergi Muafiyeti (Katma Değer Vergisi ve Her Türlü Vergi, Resim ve Harç Muafiyeti)

Dış Ticaret Müsteşarlığı, Gümrük Müsteşarlığı, Gümrükler Genel Müdürlüğü

Tüm İmalatçı ve İhracatçılar

6.4. Serbest Bölgelere Yönelik Destekler

Destek Türleri

Uygulayıcı Kuruluşlar

Yararlanıcılar

Vergi Muafiyeti (Kurumlar Vergisi, Katma Değer Vergisi ve Her Türlü Vergi, Resim ve Harç Muafiyeti)

Dış Ticaret Müsteşarlığı

Serbest Bölge Faaliyet Ruhsatı Sahibi Firmalar

6.5. İhracatın Finansmanı

Türkiye İhracat Kredi Bankası A.Ş. (Türk Eximbank) Kredi Programları

Kısa Vadeli İhracat Kredileri

A) Sevk Öncesi İhracat Kredileri
- Sevk Öncesi TL İhracat Kredisi
- Sevk Öncesi Döviz İhracat Kredisi
- Sevk Öncesi KOBİ İhracat Kredisi
- Sevk Öncesi Kal.Ön.Yöre İhracat Kredisi

B) Dış Ticaret Şirketleri Kısa Vadeli İhracat Kredisi
- DTŞ Kısa Vadeli TL İhracat Kredisi
- DTŞ Kısa Vadeli Döviz İhracat Kredisi

C) İhracata Hazırlık Kredileri
- İhracata Hazırlık TL Kredileri
- İhracata Hazırlık Döviz Kredileri

D)KOBİ İhracata Hazırlık Kredileri

Özellikli krediler

- Sevk Öncesi Reeskont Kredisi
- Kısa Vadeli İhracat Alacakları Iskonto Programı
- Yurtdışı Mağazalar Yatırım Kredisi
- Özellikli İhracat Kredisi
- Yurtdışı Müteahhitlik Hizmetlerine Yönelik Teminat Mektubu Programı

Döviz Kazandırıcı Hizmet Kapsamındaki Krediler

- Uluslar Arası Nakliyat Pazarlama Kredisi
- Turizm Pazarlama Kredisi
- Döviz Kazandırıcı Hizmetler Kredisi

İhracat Finansmanı Aracılık Kredisi

İslam Kalkınma Bankası Kaynaklı Krediler

7. YATIRIMLARIN VE İSTİHDAMIN TEŞVİKİ (2004/5084 Sayılı Kanun)
06 Şubat 2004 tarihinde yürürlüğe giren 5084 Sayılı Kanun ile vergi ve sigorta primi teşvikleri ile enerji desteği açısından Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığınca 2001 yılı için belirlenen fert başına gayri safi yurt içi hâsıla tutarı 1500 ABD Doları veya daha az olan illerde geçerli olmak üzere; gelir vergisi stopajı teşviki, SSK işveren payı teşviki, enerji desteği teşviki ve yatırımlara bedelsiz yatırım yeri temin etmek suretiyle yatırım ve istihdam imkânlarının artırılması amaçlanmaktadır.
Bu kanun ile getirilen desteklerden yararlanabilmek için yatırımlarda teşvik belgesi alma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Teşvik Türü

OSB ve Endüstri Bölgelerindeki İşyerleri

Diğer İşletmeler

Uygulama Süresi

Kapsam *

Gelir Vergisi Stopajı

% 100

% 80

31.12.2008'e kadar

36 il

Fiilen çalışan işçilerin ücretleri üzerinden hesaplanan gelir vergisi

Sigorta Primi İşveren Payı

% 100

% 80

31.12.2008'e kadar

36 il

Fiilen çalışan işçilerin sigorta primlerindeki işveren payı gelir vergisi

Enerji Desteği

% 20-50

% 20-40

31.12.2008'e kadar

36 il

En az 10 işçi çalıştırmak şartıyla destekten yararlanabilmekte, işçi sayısının artmasına paralel olarak enerji destek oranı da artmakladır.

Bedelsiz Yatırım Yeri Tahsisi

En az 10 kişilik istihdamı öngörmek kaydıyla, OSB’ler ile diğer kamu arazi/arsalarında

3 yıl

36 il ve K.Ö.Y

Yozgat Ticaret ve Sanayi Odası

 

   
Kurumsal

Tarihçemiz
Misyonumuz
Vizyonumuz
Kalite Politikamız

Kurumsal Yetkili Girişi

Hizmetlerimiz

Ticaret Sicil Müdürlüğü
Yazı İşleri Birimi
"K" Türü Yetki Belgesi İşlemleri
Eğitim Talep Formu
İnsan Kaynakları

 

Bağlantılar

Sık Kullanılan Bağlantılar

Kullanım Koşulları
Gizlilik Politikası
İletişim

İletişim ve Ulaşım
Bilgi Edinme

 

Tel

+90 354 212 1121

Faks

+90 354 212 1829

 

Sosyal Medya

       

Telif Hakkı © 2015 Yozgat Ticaret ve Sanayi Odasına ait olup bilgilerin fikri mülkiyeti gizli tutulmaktadır. 
Site Tasarım ve Kodlama: TSO Bilgi İşlem Birimi Cihangir Can Taşdemir