|
|

22.05.2009
- İSTANBUL, TOBB / Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği önderliğinde
Türkiye’nin en büyük işveren ve işçi örgütleri olan HAK-İŞ, TÜRK-İŞ,
TESK, TİSK, KAMU-SEN, TİM, TÜSİAD ve MÜSİAD bir araya gelerek, “Kriz
varsa çare de var” seferberliği başlattı. Seferberliğin ilk evresini
oluşturan iletişim kampanyasının 5 hafta sürmesi planlanıyor. İlk
hafta tüketicilere yönelik ‘Eve kapanma, pazara çık’ mesajıyla
başlanan kampanyada, sonraki haftalarda üreticiye, çalışana,
Hükümet’e yönelik çağrılar da yapılacak. Uluslararası ekonomik
krizin Türkiye’ye olumsuz etkilerini minimize etmeyi hedefleyen
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Hak İşçi Sendikaları
Konfederasyonu (HAK-İŞ), Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu
(TÜRK-İŞ), Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK),
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), Türkiye Kamu
Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (KAMU-SEN), Türkiye
İhracatçılar Meclisi (TİM), Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği
(TÜSİAD), Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) ekonomiyi
atağa kaldırmak amacıyla “Kriz varsa çare de var” adlı bir kampanya
başlattı. “Kriz varsa çare de var” Türkiye’de iç pazarı
canlandırmaya yönelik, tüketici ile sanayiciyi buluşturan, ülkemiz
ekonomisini hep birlikte kalkındırmayı amaçlayan önemli bir sosyal
proje. “Kriz varsa çare de var” kampanyası, TOBB Başkanı M. Rifat
Hisarcıklıoğlu, HAK-İŞ Başkanı Salim Uslu, TÜRK-İŞ Başkanı Mustafa
Kumlu, TESK Başkanı Bendevi Palandöken, TİSK Başkan Vekili Sadık
Oğuz, KAMU-SEN Başkanı Bircan Akyıldız’ın katıldığı bir basın
toplantısıyla kamuoyuna tanıtıldı.
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu basın toplantısında yaptığı
konuşmasında, küresel krizin bütün dünya ile birlikte Türkiye’yi de
derinden etkilediğini belirterek, “İşsizlik hızla artıyor. Özellikle
gençlerimiz arasındaki ve şehirlerdeki işsizlik kaygı verici
boyutlara ulaştı. Ancak bugün bizler bir noktaya dikkat çekmek için
buradayız. Kriz varsa, çaresi olduğuna da inanıyoruz. Ümitsizliğe,
karamsarlığa, çaresizliğe kapılmanın gereği olmadığını düşünüyoruz.
Bu farkındalığı yaymak için bir kampanya başlatıyoruz. Türkiye’nin
yüzü gülsün diye geniş bir mutabakat zemini oluşturmaya çalışıyoruz.
Bu girişim ile biz tulumbaya ilk suyu döküyoruz. Herkesi de bize
katılmaya davet ediyoruz” dedi.
TOBB Başkanı M. Rifat
Hisarcıklıoğlu’nun konuşması şöyle:
“Hepinizi şahsım ve Üreten Türkiye Platformu adına saygıyla
selamlıyorum. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) TESK, TÜRK
İŞ, TİSK, HAK İŞ, KAMU SEN, TİM, TÜSİAD ve MÜSİAD olarak bugün,
“Kriz varsa çare de var!” adlı bir entegre iletişim kampanyasını
başlatıyoruz.
Türkiye’nin yıllardır beklediği iş birliği anlayışıyla işçi,
işveren, esnaf ve memur el ele vererek bugün uzun soluklu bir
kampanya başlatıyoruz. Bu kampanyanın hazırlanmasında hepimiz akıl
ve amaç birliği yaptık.
Uzun zamandır üzerinde çalıştığımız bu kampanya için yola çıkarken
dünya ekonomisinin gelişim süreci ile küresel krizi ve Türkiye
ekonomisinin rakamlarını analiz ettik. Mevcut krizin nedenlerini
anlayarak, bu krizin etkilerini azaltmaya dönük bir strateji ortaya
koyduk. Hazırladığımız projelerin tümü bu strateji doğrultusunda
hayata geçirilecek. Bugün, önceki krizlerden çok daha yaygın ve
derin bir krizle karşı karşıyayız. Sanayi üretimi Ağustos’tan bu
tarafa hızlı bir şekilde küçülüyor.
Kapasite kullanım oranlarındaki gerileme krizle birlikte ivme
kazanmış durumda. Son dönemde hafif bir toparlanma gözlense de
tüketici ve yatırımcı güveni halen düşük seyretmeye devam ediyor.
Dış ticaret ve kredi kanallarındaki tıkanıklıkla Türkiye’yi etkisi
altına alan kriz, içeride yatırım ve tüketimdeki azalmayla birlikte
iyice derinleşiyor. Tüm bunlar sonucunda, işsizlik hızla artıyor.
Özellikle gençlerimiz arasındaki ve şehirlerdeki işsizlik kaygı
verici boyutlara ulaşıyor.
Ancak bugün bizler bir noktaya dikkat çekmek için buradayız. Kriz
varsa, çaresi olduğuna da inanıyoruz. Çaresizliğe, ümitsizliğe,
karamsarlığa kapılmanın gereği olmadığını düşünüyoruz. Bu
farkındalığı yaymak için bir kampanya başlatıyoruz.
Hepimizin farkında olması gereken bir gerçek var. Türkiye kendine
özgü ekonomik yapısı olan bir ülkedir. Türkiye, ekonomisinin
dinamizmini, kendi içinden, gençliğinden, üretim ve tüketim gücünden
alan bir ülkedir. Gördüğümüz şudur: Milli gelirin yaklaşık %70’ ini
oluşturan hane halkı tüketimini canlı tutmak krizin etkilerini
hafifletmek için önemlidir.
Rekabet içinde olduğumuz birçok ülke, küresel krizle mücadele
önlemleri alırken, kendi iç pazarlarını canlandırma ve başka
ülkelere kaptırmama mücadelesi veriyor. Biz de bunu yapmalıyız. Biz
Türkiye olarak bu anlamda oldukça şanslıyız. Çünkü üretime ve
tüketime açık genç bir nüfusumuz var. Türk tüketicisi için dünya
kalitesinde ürettiğimiz ürünlerimiz sayesinde ekonomimiz enerjisinin
büyük kısmını içeriden alıyor.
İçinde bulunduğumuz süreçte pek çok sektörde fiyatların aşağıya
doğru gittiğini görüyoruz. Kriz, alım için bir dizi yeni fırsat
ortaya çıkarıyor. Tüketiciler olarak bu fırsatları dikkatle analiz
etmeliyiz. Şimdi, tüketimi kesme değil, bilinçli tüketim
zamanındayız. Tüketiciler olarak krizi fırsata çevirmenin yolu
fiyatların en düşük olduğu noktada ihtiyaçlarımızı karşılamaya
başlamaktır.
Hazırladığımız projenin ilk ayağında bir iletişim kampanyası
başlatacağız. Bu kampanyayı 5 hafta sürecek 5 başlık altında
topladık. Bu mesajları her hafta kamuoyu ve halkımızla paylaşacağız.
Bugün, kampanyamızı başlattığımız ilk gün halkımıza “eve kapanma
pazara çık” diyoruz. İmkânı olanların yaşamlarını, harcamalarını
azaltmadan sürdürmelerini söyleyeceğiz. Bilinçli tüketim zamanının
geldiğini hatırlatacağız. Daha sonra hem halkımıza, hem de
sanayicimize güven vermeyi amaçlayan ilanlarımız devreye girecek.
Nereden nereye geldiğimizi, hiçbir doğal kaynağa sahip olmadan bu
topraklarda güçlü bir sanayinin temelini attığımızı, kaç badireden
geçtiğimizi ve sapasağlam ayakta kaldığımızı herkese hatırlatacağız.
Aynı o Erzincan türküsündeki gibi bugünkü zorlukların içinde
aklımızda hep yarın olmalı, “bu da gelir bu da geçer” demeyi
unutmamalıyız. Zaten hep öyle olmadı mı?
Üreten Türkiye’nin Dayanma Gücünü Artırmak İçin, İç piyasayı
canlandırmamız şart. Bu iletişim kampanyası, sadece bir zihinsel
hazırlık sürecini oluşturuyor. Krizin üstesinden hep beraber nasıl
geleceğimiz konusunda halkımızla bir bilgi paylaşımında bulunuyoruz.
Çünkü bu konuyu bir bütün olarak ele almalıyız, herkese görevler
düşüyor. Tek başına iletişim kampanyası ile krize çözüm getiremeyiz.
Bu nedenle hem hükümetimizden beklentilerimiz var, hem de bu
kampanyamızı entegre başka proje ve kampanyalarımız takip edecek. Şu
an yaptığımız şey bir fitili ateşlemek. Ne kadar tek vücut olursak,
ekonomik gücümüz ve hedeflerimize ulaşma başarımız o kadar
artacaktır.
Toplumun üreten kesimini temsil eden işçi ve işveren kuruluşlarıyla
bir araya gelerek, ekonomiyi canlandırmaya nasıl bir katkı
verebiliriz diye baktık. Kampanyamız, önümüzdeki aylarda
genişleyecek, farklı sektörlere dinamizm getirmeyi hedefleyecek.
Sektör temsilcileri, bankalar, kamu kurumları ortak hedef için;
ekonomiye canlılık getirme hedefi için girişimlerde bulunacaklar. Bu
kampanyamız Hükümetin alacağı tedbirler ve ekonomideki gelişmelere
bağlı olarak gündeme gelecek.
Biz bir araya geldik. Kendimize güvenimiz tam. Ülkemizin krizden
çıkış çabalarına katkıda bulunabileceğimizi düşünüyoruz. Bu
çerçevede alternatifler üretmeye de devam edeceğiz. Türkiye’nin yüzü
gülsün diye geniş bir mutabakat zemini oluşturmaya çalışıyoruz. Bu
girişim ile biz tulumbaya ilk suyu döküyoruz. Herkesi de bize
katılmaya davet ediyoruz.
Kampanyanın ilanları tüm ülkeye afiş ve pankart olarak yayılacak.
Belediyelerimiz “billboard”lar ayırdı, belediye başkanlarımız ve
valilerimiz bizleri destekleyecek. İlanlar odalarımız ve
sendikalarımız aracılığıyla işyerleri, çarşı ve pazarlara asılacak.
Ayrıca isteyen herkes ilanları web sitemizden temin ederek kendi
logosu ile kullanabilir.
Bu birliktelik projenin Türkiye sathına yayılması için son derece
önemlidir. Üreten Türkiye platformu isteyen herkese açıktır. Ayrıca,
burada değerli medyamızdan da destek bekliyoruz. Hepimiz aynı
geminin içindeyiz.
Kampanya için hazırladığımız bildirgeyi okumadan önce, bu kampanya
için bize destek veren başta Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan
olmak üzere, Ana muhalefet partimizin lideri Sayın Deniz Baykal’a,
Milliyetçi Hareket Partisi lideri Sayın Devlet Bahçeli’ye ve
Hükümetimizin ilgili Bakanlarına teşekkür etmek istiyorum.
Siyasilerimizin bu noktadaki mutabakatı bizleri daha çok
heyecanlandırıyor.”
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu konuşmasının ardından TOBB, TESK, TİSK,
TÜRK İŞ, HAK İŞ, KAMU SEN, TİM, TÜSİAD ve MÜSİAD tarafından
imzalanan kampanya bildirgesini okudu.
KRİZ VARSA ÇARE DE VAR KAMPANYA
BİLDİRGESİ
İşçi, işveren, esnaf ve memur el ele verdik; üreten Türkiye’yi
temsil eden TOBB, TESK, TİSK, TÜRK İŞ, HAK İŞ, KAMU SEN, TİM, TÜSİAD
ve MÜSİAD olarak bir araya geldik. Üreten Türkiye Platformu’nu
kurduk. Üreten Türkiye’nin şirketleri, çalışanları, esnafı bu
krizden daha az hasar görsün diye “Kriz Varsa Çare De Var” diyor,
“Türkiye’nin yüzü gülsün” diye herkese sesleniyoruz;
Bu kriz diğerlerine benzemiyor; pek çok ülkede sektörlere,
şirketlere, esnaf ve çalışanlara zarar veriyor. Elbette bir gün
etkisini azaltacak ve sona erecek. İşte o gün krizden daha az hasar
görmüş ülkeler uluslararası rekabet yarışına diğerlerinden önde
devam edecek. Türkiye’miz de krizden etkilenen ülkelerden biri.
Tüketim ve üretim azalıyor, işsizlik rekor düzeyde.
Ama kriz varsa çare de var.
Ayağa kalkmak için bir fitilin ateşlenmesine ihtiyaç var. Ne kadar
tek vücut olursak, ekonomik gücümüz ve hedeflerimize ulaşma şansımız
o kadar artacak. Öncelikle şunu anlamalıyız ki,
“üretim-tüketim-istihdam” birbirine bağlı. Biri olmazsa hiç biri
yok.
Tüm dünyada tüketim düştü. Türkiye ekonomisinin toparlanabilmesi
için öncelikle iç piyasamızı canlandırmamız şart. Bu krizi
atlatmamızı sağlayacak şey milli gelirimizin yaklaşık yüzde 70’ini
oluşturan hane halkı harcamalarını canlı tutmaktır. Üretime ve
tüketime açık, genç nüfusu ile Türkiye bu anlamda çok şanslı.
Bugün dünya bizim ürettiğimizi tüketiyor. Ürünlerimizi 200’den fazla
ülkeye satıyoruz, üretim gücümüzü tüm dünya kabul etti.
Avrupalıların satın aldıkları her 1.000 dayanıklı tüketim ürününden
200’ü, her 1000 otomobil ve ticari araçtan 62’si Türkiye’de
üretiliyor.
Biz TOBB, TESK, TİSK, TÜRK İŞ, HAK İŞ, KAMU SEN, TİM, TÜSİAD ve
MÜSİAD olarak herkese sesleniyoruz.
Bu seferki özverinin adı, üreterek ve tüketerek ekonomiye can
vermektir. Zaman, kendine güven ve cesaretle harekete geçme
zamanıdır. Zaman aklımızı, umutlarımızı, coşkularımızı ortaklaştırma
zamanıdır. Zaman önce kendimize sonra birbirimize güvenme zamanıdır.
Ekonomi istihdam, üretim ve tüketimden oluşur. Biri olmazsa kriz
kazanır. Ekonomi asıl durduğunda ölür. Krize yenilmeyeceğiz.
Çıkacağız pazara, ülkemize destek olacağız.
Tüketiciler, üreticiler, bankalar ve Hükümet üstüne düşeni
yapmalıdır Böylece üretim sürecek, istihdam artacak, tüketim gücümüz
yükselecek.
Haydi Türkiye, önce üretmeye, sonra da kendi ürettiğini tüketmeye.
Türkiye’nin yüzü gülsün diye. |